Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerindendir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni “laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar. Bu hüküm tartışmaya açık değildir. Anayasal bir zorunluluktur.
Aynı Anayasa’nın 10. maddesi, tüm yurttaşların kanun önünde eşit olduğunu güvence altına alır.
24. maddesi ise din ve vicdan özgürlüğünü düzenler; kimsenin dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağını ve suçlanamayacağını hükme bağlar.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde açıktır ki;
Devlet herhangi bir dini referans alamaz.
Devlet yurttaşlarını inançlarına göre ayrıştıramaz.
Devlet kamusal alanı dini kurallara göre düzenleyemez.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamı eşittir. Ancak bu ülkede yaşayan herkes aynı inanca mensup değildir. Müslüman yurttaşların yanı sıra farklı dinlere mensup olanlar ve herhangi bir inanca sahip olmayan yurttaşlar da bu ülkenin eşit hak sahibi bireyleridir.
Kamusal kurumların, özellikle eğitim alanının, dini referanslarla yönlendirilmesi anayasal laiklik ilkesine aykırıdır. Devletin görevi dini yaşatmak değil, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almaktır.
Laiklik;
Devlet ile din işlerinin ayrılmasıdır.
Hukukun dini kurallardan bağımsız işlemesidir.
Yurttaşlık bağının inanç temelinde tanımlanmamasıdır.
Laikliğin aşındırılması; hukuk devleti ilkesinin aşındırılmasıdır.
Laikliğin zedelenmesi; eşit yurttaşlık hakkının zedelenmesidir.
Anayasa açıkken, laiklik tartışmaya açılamaz.
Hiçbir siyasi irade anayasal ilkeleri toplumun belli bir kesiminin inancı doğrultusunda esnetemez.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak; anayasal düzenin korunmasını, devletin tüm yurttaşlara eşit mesafede durmasını ve laiklik ilkesinin eksiksiz uygulanmasını talep ediyoruz.
Laiklik, bir kesimin değil; tüm toplumun güvencesidir.
Laik hukuk devleti, toplumsal barışın temelidir.


Yorumlar kapalı.