h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) %
h Tam Altın %
h Bitcoin %
h Ethereum %
h Tether %
22 °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
haber

haber

22 Eylül 2021 Çarşamba

Tarım Arazilerine Plastik Sanayi

Tarım Arazilerine Plastik Sanayi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde verimli tarım arazilerinin üzerine yapılması planlanan yaklaşık üç milyon metrekarelik PAKOP Organize Sanayi Sitesi’nin Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu’na Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “ÇED Olumlu” kararı verilmesine tepki gösterdi.
Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde Marmaracık Mevkii’nde verimli tarım arazilerinin üzerine PAKOP Plastik Sanayi Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından “Plastikçiler OSB Yatırım Bölgesi” yapılmak isteniyordu.Bölge halkının ve çevrecilerinin de tepkisini çeken proje için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu’na Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “ÇED Olumlu” kararı verildi.
CHP PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, konu ile ilgili yaptığı açıklamada; “Trakya’nın verimli tarım arazilerinde buğday, ayçiçeği yerine plastik üretmek istiyorlar. Hala etkisini sürdüren koronavirüs salgını koşullarında tarımın, gıdanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmedik mi? Yarın çocuklarımıza plastik mi yedireceğiz? Bu bölge ülkemizin ayçiçeği ve buğday ambarı. Bu toprakların üretim açısından son derece verimli olduğunu hepimiz biliyoruz. Neden boş araziler dururken tarım arazilerine sanayi bölgesi kurulmak isteniyor?” sorusunu yöneltti.
“TARIM ARAZİSİNE PLASTİK SANAYİSİ KURULMASI KABUL EDİLEMEZ”
Yapılması planlanan sanayi bölgesinin Ergene Çevre Düzeni Planı’nda yer alan kararlara da aykırılık taşıdığını belirten Dr. Yüceer,, “Sanayiler, bir ülkenin ne kadar geliştiğini gösterir. Sanayi tesislerine karşı değiliz ancak diğer sanayi bölgeleri henüz dolmamışken, bir tarım arazisine plastik sanayisi kurulması kabul edilemez. Üstelik bu bölge için TMMOB Tekirdağ Ziraat Mühendisleri Odası’nın açtığı davada Tekirdağ 1. İdari Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verildi. Kararda bölgenin 1. sınıf tarım arazisi olduğu, sulu tarım yapılmasının olanaklı olduğu hükmedildi. Yine aynı tarım arazisi için 9 Mayıs 2014’te açılan davada iptal kararı verilmesine ve kararın kesinleşmesine rağmen, aynı işlemin tekrarı için kamu yararı kararı alınarak davalı idare tarafından yeniden işlem tesis edilmesi yoluna gidilmiş, bu hususlar çerçevesinde yürütmeyi durdurma kararı alınmıştı.
Ergene Çevre Düzeni Planı’nda yer alan plan kararlarında; ‘Madde 2/1029 sanayi gelişimi üst ölçek plan kararlarına uygun olan mevcut planlı sanayi alanlarıyla sınırlandırılacak ve yeni sanayi yatırım taleplerinin planlı boş sanayi alanlarında yer seçimleri teşvik edilecektir’ hükmü yer almaktadır. Buna göre planlı sanayi dışında yeni sanayi alanı kurulamayacağı net bir şekilde açıklanmıştır. Öte yandan PAKOP’un planlandığı alan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereği mutlak korunması gereken 1. sınıf tarım arazisidir. 1/25.000 ölçekli Tekirdağ ili Çevre düzen Plan Hükümlerinde, ‘planlama alanı sınırı dahilinde çevresel kirleticiliği yüksek olan veya çevresel tahribe neden olan sanayi türleri ve kullanımları yer almayacaktır’ hükmü yer almaktadır. PAKOP OSB girişimi bu hükme de aykırıdır. Tekirdağ Valiliği’nin talebi ile 1/25.000 ölçeklik plan hükümlerine ‘Mevcut planlı sanayi alanlarındaki yapılaşma doluluk oranı yüzde 75’i aşmadıkça yeni sanayi alanı açılamayacağı ve bu alanların dışında yapı ruhsatı düzenlenemeyeceğine’ dair hüküm eklenmiş ve bölgedeki 9 bin hektar planlı sanayi alanının yaklaşık yüzde 42’sinin dolu olmasına rağmen bu yolla yeni bir tarım dışı alan yaratılmaya çalışılmaktadır” diye konuştu.Kaynak: Edirne Gerçek Gazetesi

 

Devamını Oku

Hamza Güven’in İsmi Semt Kitaplığında Yaşayacak

Hamza Güven’in İsmi Semt Kitaplığında Yaşayacak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Semt Evi’ni Binevler’de açıldı.TKP Trakya örgütü adına Çağlar Akyüz, bu noktaların işçilerin, çocukların, öğrencilerin ve kadınların bir araya geleceği mahallelinin ikinci evi ve dayanışmanın evi olacağını ifade ederken, 2019 yılında hayatını kaybeden sol siyasetin önemli isimlerinden ve gazetemiz emekçilerinden Hamza Güven’in ismi kitaplığa verildi.
Binevler Semt Evi’nin açılış konuşmasını TKP Trakya örgütü adına Çağlar Akyüz yaptı.
Binevler Semt Evi’nin bulunduğu Kocasinan Mahallesi’nin ve Edirne kentinin sorunlarına değinen Akyüz, kentin mevcut belediye yönetimi tarafından çetelere teslim edildiğini söyledi. Akyüz son yıllarda bir turizm şehri haline gelen Edirne’nin pandemi döneminde hizmet sektörü emekçileri için çalışma koşullarının ne denli kötü hale geldiğini vurguladı.


Çağlar Akyüz’ün ardından Edirne TKP Gençlik Örgütü adına söz alan Devrim Medeni ise bir öğrenci kenti olan Edirne’de pandemiyle birlikte daha da yakıcı bir sorun haline gelen barınma sorununa, yüksek ev kiralarına ve ulaşım zamlarına değindi. Konuşmasını bitirirken bütün bu sorunların öğrencilerin ve kentteki yurttaşların örgütlülüğüyle çözüleceğini söyledi.
Hamza Güven’in hatırasına kurulan semt evi kitaplığının açılışını kızı Başak Güven gerçekleştirdi. Güven, açılışta kentte ve Türkiye’de dayanışmanın önemini vurguladı. Haber Merkezi

Devamını Oku

Okullarda Vakalar Artıyor!

Okullarda Vakalar Artıyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne Veli-Der Yönetim Kurulu, okullarda yüz yüze eğitimin ikinci hafta raporunu açıkladı.Edirne’de okullarda vaka sayıları artınca sınıflar tek tek kapatılarak uzaktan eğitime geçiliyor..

VELİLER ENDİŞELİ

Edirne Veli-Der Yönetim Kurulu Başkanı Benay Atay sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda 21 Eylül 2021 tarihi itibariyle Edirne merkezde 13 okulda 17 sınıf karantinaya alındığını ifade etti.
Vali Fahri Yücel İlköğretim Okulu’nda çocuğunu okutan Y.B. isimli veli de gazetemize yaptığı açıklamada, “Çocuğumun sınıfında vaka görülmüş. O yüzden sınıf kapatıldı.Okul yetkilileri de velilerin hepsine Perşembe günü
test yapması konusunda talepte bulunmuş.Perşembe günü testimizi yapacağız..Bu gidişle tekrardan bir
kapanma bizi bekliyor herhalde.”şeklinde konuştu.

VELİ-DER’DEN İKİ HAFTALIK RAPOR

Edirne Veli-Der Yönetim Kurulu salgında yüz yüze eğitim ikinci hafta raporunu açıkladı.18 Eylül tarihinde “Okullar alarm veriyor” başlığı ile yapılan açıklamada şunlara yer verildi:”Okullarımızı yüz yüze eğitime açtık bekliyoruz. Her gün hangi okulumuzdan karantina haberi geleceğini bekliyoruz. Okullara gönderdiğimiz çocuklarımızın kendi sınıfından bir arkadaşının pozitif ya da temaslı haberini bekliyoruz. Çocuğumuzda belirti çıkacak mı diye bekliyoruz. Kaygılarımız gittikçe artıyor. Öğrenci Veli Derneği olarak yaptığımız çalışma sonucunda; derneğimize ulaşan bilgilere göre salgının 2. haftasında Türkiye genelinde en az 611 sınıf karantinaya alınmıştır. Bunlardan 6 farklı okuldan 7 sınıf ise Edirne Merkezdedir. ”
Yeterli önlemlerin alınmadığı koşullarda okulların açık tutulamayacağı herkesin bildiği bir gerçeklikken okulları hiçbir önlem almadan açtınız. Salgında bir kez daha çocuklarımızın, biz velilerin, eğitim emekçilerinin sağlığını riske attınız. Yaşanılan her vakadan, karantinadan sizler sorumlusunuz. Susarak, kamuoyunu bilgilendirmekten kaçarak sorumluluğu okul idarelerine, öğretmenlere ya da velilere yükleyemezsiniz.
İŞKUR—MEB protokolü çerçevesinde TYP (Toplum Yararına Program) kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı’ nda istihdam edilecek temizlik, güvenlik görevlilerinin görevlendirilmeleri her yıl Ekim ayı içerisinde başlatılmakta ve Haziran ayında işten çıkarılmaktadırlar.
Takvim salgına rağmen 6 Eylül’ den önce başlatılmamıştır. Okulların büyük çoğunluğunda yeterli temizlik, güvenlik görevlisi hala yok. Ekim ayı ile birlikte yapılacak görevlendirmeler de ihtiyacı karşılamayacaktır.
Görevlendirilecek eğitim emekçilerinin çalışma usul ve esaslarında temizlik görevlileri 8 derslikten, işlikten sorumludur. Görevlendirme sayıları da bu usul ve esaslar üzerinden belirlenmelidir. Salgında ciddi sağlık riski ile karşı karşıya kalan eğitim emekçileri esnek çalışmaya zorlanamaz.
Pansiyonlu okullarda da temizlik görevlisi sayısı yetersiz ve güvenlik görevlisi bulunmamaktadır. Örneğin Edirne Sosyal Bilimler Lisesi’nin yatılı pansiyonunda hem yemek, hem de temizlikten sorumlu yalnızca 2 görevli bulunmaktadır. Öğrenciler odalarını temizlemek zorunda kalmakta, etütler yeterli temizlik görevlisi olmadığı için toplu halde (100 ila 110 arası) yemekhanede yapılmaktadır. Güvenlik görevlisi olmadığı için akşam 20:00’ da kapılar kilitlenmekte sabah 06:00’ da açılmaktadır. Çocuklarımız sağlık riskinin yanında güvenlik riskiyle de karşı karşıya kalmaktadır.
Pansiyonlarda görev yapan belletmenlerin herhangi bir sağlık sorununda öğrenciyi sağlık merkezine ulaştırma görev ve sorumlulukları vardır. Sağlık merkezinde her türlü tahlil veli iznine tabi tutulmazken PCR testleri ise yapılamamaktadır.
K.A Alper Yazoğlu Ortaokulu ilimizdeki ilk karantina sınıfıdır. Okulun toplam öğrenci sayısı 1100 olup tek bir sınıfın mevcudu 35-38 arasındadır. Aynı şekilde diğer karantina sınıflarımızın mevcutları da 30 üstüdür.
Yüz yüze eğitimin devamını istiyorsak; sınıf mevcutları seyreltilmeli, ek derslik sağlanmalıdır. Ders saati sayısı, ders süreleri, okulda bulunan süre azaltılmalıdır. Gerekli yerlerde ikili eğitime geçilmelidir.
Evde karantina altına alınan sınıflardaki öğrencilerin dışarılarda dolaştığı hatta okulların bahçelerine kadar girdiği haberlerini de almaktayız. HES kodu okullarda güvenlik elemanı olmadığı için sorgulanamamaktadır. Karantina altında bulunan bu öğrencilerin ev kontrolleri hangi kurum tarafından ve nasıl yapılmaktadır? Ya da yapılmakta mıdır? Umuyoruz ki bu sorumluluk da okulların üzerine aktarılmamıştır.
*İlimizde Ulaşımla ilgili sağlık, güvenlik sorunları devam ediyor. ETUS’ ların sayısı; okul giriş ve çıkış saatlerine ve bölgelerine göre yeniden düzenlenmelidir. Bu Edirne için çok acil çözülmesi gereken bir problemdir. Çocuklarımız dip dibe hiçbir mesafe olmadan toplu taşımayı kullanmaya zorunlu bırakılmaktadır. Okulların açık kaldığı süre boyunca toplu ulaşımın öğrenciler ve öğretmenler için ücretsiz sağlanmalıdır.
*Aşı, hijyen, havalandırma, fiziki mesafe tüm önlemler bütünlüklü olarak hayata geçirilmelidir. Kantin ve yemekhanelerde maskeler çıkarıldığı için buralardaki güvenlik önlemleri arttırılmalıdır.
Bir kez daha altını çiziyoruz ki; salgında çocuklarımız, biz veliler, öğretmenler, okul idareleri, tüm eğitim emekçileri okullarda sağlık riskiyle ve sorunlarla baş başa bırakılmıştır.
Şeffaf bilgi hepimizin en temel hakkıdır. MEB; il il, okul okul karantinaya alınan okulları, (+) tanısı konulan öğrencilerin, eğitim emekçilerinin sayısını açıklamak ve gerekli önlemleri almak zorundadır.
Öğrenci Veli Derneği olarak okullarda yaşanılan sorunları kayıt altına almaya, çocuklarımızın eğitim hakkı, toplumun sağlık hakkı için gerekli önlemler alınarak okulların açık tutulması için demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanmaya devam edeceğiz.” ifadelerine yer verildi.Kaynak: Edirne Gerçek Gazetesi

 

Devamını Oku

“Gençlerin Yoksulluğu Görünmüyor”

“Gençlerin Yoksulluğu Görünmüyor”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Murat Akçay, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Biz göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin aldığı burs 45 liracıktı. Elinize, dilinize dursun. Şu anda bunlar 650 liraya çıktı. Nereden, nereye geldik”sözlerine “İktidar üniversiteli gençlerin yoksulluğunu görmüyor” diyerek tepki gösterdi.
Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Murat Akçay konu ile ilgili yaptığı açıklamada; ” Siyaseten her sıkıştığında “hepimiz aynı gemideyiz” tekerlemesini söyleyenlerin, kaptan köşkünden başını uzatıp da makine dairesindekilerin halini görmeme inadı devam etmektedir.
Fahiş fiyat artışları ve kiraların artmasıyla öğrencilerin ev bulmakta zorlanmasına dair nasıl bir adım atılacaktır, sorusu üzerine, güllük gülistanlık bir ekonomi tablosu çizilmiştir.  “Biz göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin aldığı burs 45 liracıktı. Elinize, dilinize dursun. Şu anda bunlar 650 liraya çıktı. Nereden, nereye geldik…” ifadesini düzeltmek, yine bize düşmüştür. Üniversiteli gençlerimizin durumuna sadece temel gıda maddeleri üzerinden bakacak olursak, karşımıza çıkan tablo oldukça düşündürücüdür. “şeklinde konuştu.
Akçay,” 4 gencin 1’inin işsiz olduğu, Avrupa’daki yaşıtları dünyayı gezerken bizim gençlerimizin istediği kitapları alabilmek için bile yaz boyu çalıştığı, gençlerimizin yarısından fazlasının yurtdışında yaşama hayali kurduğu bir ülkenin siyasi iktidarı, en azından bu konuya gerçekçi yaklaşmalıdır” diyerek şunları kaydetti: “O tarihte bir öğrenci aldığı 45.000.000’lik (eski parayla) bursla 14 kilo peynir alabiliyorken şimdi 10,5 kiloyu ancak alabilmektedir.
Temel ve en ucuz protein kaynağı olan, öğrenci evlerinin vazgeçilmezi yumurtada ise, o dönem bir üniversiteli aldığı bursla 967 yumurta alabiliyorken, şimdi 433 yumurtayla yetinmek durumundadır.
Kırmızı et, artık ülkenin büyük kesimi için lüks olduğuna göre, daha basit bir diğer temel gıda maddesi olan pirinçe bakılabilir. O dönem bir üniversiteli aldığı bursla 22,5 kilo pirinç alabiliyorken, şimdi aynı markadan sadece 11 kilo alabilecektir. Yani eğer bu bir obeziteyle savaşma taktiği değilse, bu yüzde 50’lik düşüş açıklamaya muhtaçtır.
Halkın çocuklarına tereyağı ve zeytinyağını çok görecekleri için ayçiçek yağına bakılırsa: 2002 yılında bir üniversiteli bursuyla 29 litre ayçiçek yağı alabiliyorken, şimdi sadece 23 litre alabilmektedir.
Gerçekleri artık hiçbirşey gizleyememektedir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ise Aralık 2002 Aralık ayından Kasım 2020’e kadar yüzde 409 artmıştır. Bu veri; Aralık 2002’de 100 liraya alınan bir mal sepetinin Kasım 2020’de ancak 509 TL’ye alınabildiğini ispat etmektedir. O dönemki bursla cep telefonu alınabiliyorken, şimdiki burs miktarıyla temel gıda maddelerini içeren bir alışveriş yapıldığında en fazla 10 günlük ev ihtiyacı karşılanabilmektedir.
Tek başına bu rakamlar bile gerçek bir kıyas yapmak için yetersizdir. O dönemki yurt fiyatlarına, benzer semtlerdeki evlerin kira ücretlerine, faturalardaki fahiş artışa bakıldığında gençler için durumun 2000 krizinden bile beter olduğu görülecektir.
O tarihlerde üniversite okuyan evlatlarına aileler genel olarak para yollayabiliyorken, şimdi ülkemiz, iyi üniversiteleri kazandığı halde ailesi yoksul olduğu için gidemeyen gençlerle doludur. Ülkede her şeyde olduğu gibi kiralar konusunda da bir denetim ve standart olmaması, çocukları gözü dönmüş bir açgözlülüğün önüne bırakmış, ilmi düşünecekleri bu gencecik yaşlarında barınma sorununu düşünmekten kafalarını kaldıramaz hale getirmiş, gerici dernek ve vakıfların yurtlarına mahkum etmiştir.
Kuşkusuz meselenin en temel yanlarından birisi, öğrencilere verilen bu burslarla ilgili doğruların tam olarak söylenmemesidir. Üniversite okuyan ihtiyaç sahibi gençlerimizi desteklemek, sosyal devlet olmanın bir gereğiyken, bu burslar öğrencileri borçlandırmak ve parayı faizle geri almak üzerine işlemektedir. Yandaş müteahhitlerin vergi borçlarını artık bir rutin olarak sıfırlayan  iktidar, üniversite mezunu olup henüz iş bulamamış gençlerimizin evlerine haciz memurları göndermeyi iş edinmiştir. Ekonomi, birileri için “şaha kalkmış”sa da yoksul halkı ve ülkenin geleceği olan gençlerimizi tepmiştir.
Yoksul aileler için kabusa dönüşen ve her sene kaldırıldığı açıklandığı halde bir sistem garabeti olarak varlığını sürdüren harçların, sayelerinde kalktığının söylenmesi de burs açıklaması kadar trajikomik olmuştur.
Eğitimin Anayasa’da yazdığı üzere parasız, kamusal verilmesi gereken bir devlet hizmeti olduğunu her zaman vurgulayan Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:
4 gencin 1’inin işsiz olduğu, Avrupa’daki yaşıtları dünyayı gezerken bizim gençlerimizin istediği kitapları alabilmek için bile yaz boyu çalıştığı, gençlerimizin yarısından fazlasının yurtdışında yaşama hayali kurduğu bir ülkenin siyasi iktidarı, en azından bu konuya gerçekçi yaklaşmalıdır. Zaten halktan alınan vergilerle yapılan icraatları “elinize dizinize dursun” gibi lütfeder bir zihniyetle anlatmak yerine, icraatları halkın gerçek ihtiyaçları doğrultusunda, onların faydasına olacak şekilde artırmak devleti yönetmenin temeli, olmalıdır. Bu ülkenin gençlerinin azarlanmaya, baskılanmaya, sindirilmeye, borçlandırılmaya değil desteklenmeye ihtiyacı vardır. İtibardan tasarruf olmaz diyerek hiçbir lüksten geri kalmayanların anlamadığı gerçek, bir ülke için en büyük itibarın iyi yetişmiş, iyi eğitim almış, mutlu ve gelecek dolu gençlerle dolu olmasıdır.”Kaynak: Edirne Gerçek Gazetesi

Devamını Oku

EKAMEDER’den Yönetim Hakkında Bilgi

EKAMEDER’den Yönetim Hakkında Bilgi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği (EKAMEDER) Başkanı Şahide Ağaoğlu, yeni yönetim ile yeni dönem çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Ağaoğlu ; Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği (EKAMEDER); 4. Olağan Genel Kurulu’nu 29 Haziran 2021 tarihinde yaparak yeni yönetimini belirlediğini, yönetim kurulu toplantılarını da 7 asıl ve 7 yedek üyenin katılımı ile yaptıklarını ifade ederek ‘EKAMEDER olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadının her yönden güçlendirilmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yeni dönem çalışmalarımıza kurumsal ziyaretlerle başlamak istiyoruz. Amacımız; sivil toplum faaliyetlerinin etkinleştirilmesini ve geliştirilmesini sağlamak. Bu konuda çalışmalar yapan kişi, kurum ve kuruluşlarla destek ve dayanışma içinde çalışmalarımızı sürdürerek birlikte güçlenmek. 7/24 başvuru aldığımız 0 552 591 0 183 nolu telefon hattımızı açtık. Ayrıca sosyal medya hesaplarımızdan da çalışmalarımızı takip edebilirsiniz. Önümüzdeki günlerde üyelerle ve derneğin çalışmalarına katılmak isteyenlerle bir buluşmamız olacak. Halen devam eden projelerimizin yanısıra yeni dönemde yeni projelerimiz de olacak. Bütün kurumlarla yan yana ve işbirliği içinde çalışmalarımızı sürdürmek istiyoruz’ dedi.
EKAMEDER; 2009 yılı Eylül’ünde Kent Konseyi içindeki ve diğer aktivist kadınlarla birlikte, Edirne Kent Konseyi Kadın Meclisi olarak başlayan ‘Çarşamba Toplantıları’nda her kesimden kadınlar bir araya geldiği, ‘Kadın Buluşması’ çağrısıyla devam eden ‘Çarşamba Toplantıları’ sonucunda, 2012 yılında kurulan ‘EKAMEDER’ Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği, 25 Kasım’da ”Kadının Evi Var” sloganıyla açıldı.
Kadının ekonomik, sosyal, kültürel, politik güçlenmesine katkı sağlamak, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele yöntemlerine feminist bakış açısıyla farkındalık oluşturmak, toplumsal cinsiyet eşitliği ve eşit insan hakları konularında farkındalık yaratma yönünde çalışmalarını sürdüren dernek, ”Kadınların insan hakları konusunda yasalar ve uluslararası sözleşmeler CEDAW, İstanbul Sözleşmesi ile tanınan haklarını kullanabilmelerini sağlamak için seminerler, paneller ve eğitim programları” düzenledi.
Derneğe gelerek ya da telefon hattına başvuran kadınların talepleri doğrultusunda ilgili birimlere yönlendirilmesini sağlayan dernek gönüllüleri; sivil toplum faaliyetlerinin etkinleştirilmesini ve geliştirilmesini sağlamak, bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlarla destek ve dayanışma içinde çalışmalarını sürdüren, Mor Çatı Kurultay Bileşeni ve Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) bileşeni olan dernek kadının her yönden güçlendirilmesi konusunda çalışmalarını sürdürmektedir.
Yönetim Kurulu Üyeleri:Şahide Ağaoğlu-Başkan, Hülya Bodur-Başkan Yardımcısı, Sevim Karaman-Sayman, Benay Gürsel-Sekreter, Esra Selvi-Üye, Cemile Özeker-Üye, Serpil Gıcı-Üye
Kezban Buyruk-Üye, Seval Özcan-Üye, Makbule Yelgin-Üye, Nesrin Köse-Üye, Ferda Erdoğan-Üye, Fatma Bekar-Üye, Semra Çule-Üye. Haber Merkezi

Devamını Oku