featured
Flipboard
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir ülkenin gerçek zenginliği ne altındaki madenleridir ne de enerji yatırımlarıdır. Asıl zenginlik; bereketini toprağından, suyundan, ormanından ve merasından alan yaşamdır. Çünkü üretimin olmadığı, suyun kirletildiği, toprağın verimsizleştiği bir coğrafyada ekonomik kalkınmadan söz etmek mümkün değildir.

Bugün Kazdağları’nın eteklerinde, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Kocaköy’de verilen hukuk mücadelesi yalnızca bir köyün mücadelesi değildir. Bu mücadele; merasını korumaya çalışan üreticinin, hayvancılıkla geçinen köylünün, çocuklarına temiz bir çevre bırakmak isteyen herkesin ortak mücadelesidir.

Enther Enerji tarafından planlanan jeotermal kaynak arama projesine ilişkin verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açılan davada gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi, aslında kamuoyunun uzun süredir dile getirdiği soruları bir kez daha gündeme taşımıştır.

Soru şudur:

Enerji üretimi adına doğal yaşam alanları ne kadar feda edilebilir?

Kalkınma yalnızca yatırım yapmak mıdır, yoksa yaşamı sürdürülebilir kılmak mıdır?

Jeotermal enerji, doğru yerde ve bilimsel esaslara uygun şekilde planlandığında yenilenebilir enerji kaynakları arasında değerlendirilmektedir. Ancak yer seçimi, çevresel etkilerin değerlendirilmesi ve denetim süreçleri yetersiz olduğunda; tarım alanlarının, meraların ve su kaynaklarının zarar görebileceğine ilişkin bilim insanları, meslek odaları ve çevre örgütleri tarafından çeşitli uyarılar yapılmaktadır. İşte Kocaköy halkının dile getirdiği kaygılar da tam olarak bu noktada yoğunlaşmaktadır.

Köylüler yalnızca birkaç sondaj kuyusuna karşı çıkmıyor.

Onlar geçim kaynaklarını, hayvanlarını otlattıkları meraları, çocuklarının geleceğini ve yaşadıkları coğrafyanın bütünlüğünü korumaya çalışıyor.

Üstelik söz konusu alan yalnızca tarımsal üretim açısından değil, tarihî ve kültürel miras bakımından da son derece değerli bir bölgede yer alıyor. Assos ve Apollon Smintheiongibi dünya mirası niteliğindeki kültürel değerlerin yakınında gerçekleştirilecek her yatırımın çok yönlü değerlendirilmesi, gelecek kuşaklara karşı taşıdığımız sorumluluğun bir gereğidir.

Unutulmamalıdır ki mera yalnızca otlak değildir.

Mera; süt demektir.

Et demektir.

Üretim demektir.

Köyün ekonomisi demektir.

Ve en önemlisi, kırsalda yaşamın devamı demektir.

Bir mera kaybedildiğinde yalnızca birkaç dönüm arazi kaybedilmiş olmaz. Üretici üretimden uzaklaşır, gençler köylerini terk eder, yerel ekonomi zayıflar ve göç hızlanır. Sonrasında ise yıllarca “kırsalı nasıl canlandıracağız?” sorusuna cevap ararız.

Tam da bu nedenle çevre davaları yalnızca hukuk dosyaları değildir. Bunlar, geleceğin nasıl şekilleneceğine ilişkin toplumsal tercihlerdir.

Mahkemenin hazırlatacağı bilirkişi raporunun bilimsel verilere, kamu yararına ve çevrenin korunması ilkesine uygun şekilde hazırlanması, hem hukuk devleti hem de toplum vicdanı açısından büyük önem taşımaktadır.

Çünkü bugün verilecek karar yalnızca Kocaköy’ü ilgilendirmeyecektir.

Yarın benzer yatırımlarla karşı karşıya kalacak bütün kırsal yerleşimler için de önemli bir örnek oluşturacaktır.

Enerjiye elbette ihtiyaç vardır.

Ancak toprağını, suyunu ve yaşam alanlarını kaybeden bir ülkenin geleceği de tehlikeye girer.

Gerçek kalkınma; üretimle doğayı karşı karşıya getirmeyen, insanı merkeze alan ve gelecek kuşakların hakkını gözeten anlayışla mümkündür.

Bugün Kazdağları’ndan yükselen ses, yalnızca bir bölgenin değil, toprağına sahip çıkmak isteyen herkesin ortak sesidir.

Çünkü yaşamı savunmak; yalnızca bugünü değil, yarını da savunmaktır.

Kazdağları yalnızca bölge halkının değil, hepimizin ortak doğal mirasıdır.

Not: Bu yazı, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin kamuoyuyla paylaştığı bilgiler, devam eden hukuki süreç ve kamuoyuna açık belgelerden yararlanılarak hazırlanmıştır. Konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalar ve güncel gelişmeler için derneğin resmi internet sitesindeki haberler incelenebilir.

İlgili Kaynaklar

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği – Resmî internet sitesi

14 Temmuz 2026 tarihli basın açıklaması lingi:https://drive.google.com/file/d/1eUEaVvxMSMQb4MF9-MSpZbsp98m2tZO1/view?usp=drive_link

Toprağın Sessiz Çığlığı, Meralar Kimin İçin Feda Ediliyor?
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.