Bu ülkede bazı kadınlar sadece yaşarken değil, ölürken de yardım ister.
Ve bazen onların sesi, ancak bedenleri denizden çıkarıldığında duyulur.
Tarikat yapıları içinde, “hizmet” adı altında kurulan karanlık düzenlerde; kadınların ve çocukların hayatları, erkek egemen zihniyetin ve cezasızlık kültürünün gölgesinde yok sayılıyor.
Fatmanur Çelik…
Bir kadındı. Zorla, bir tecavüzcüyle evlendirildi. İnancın istismar edildiği bir yapının içinde, susması beklendi. İtaat etmesi, katlanması, sabretmesi…
Ama o sustuğu için değil, konuştuğu için cezalandırıldı.
Kızı, Hifa İkra Şengüler…
Henüz üç yaşından itibaren babası denilen ve annesinin tecavüzcüsünün istismarına terk edildi. Bir çocuğun oyuncaklarla büyümesi gerekirken, korkuyla büyüdü. Annesi kapı kapı dolaştı. Kurumlara başvurdu. Yardım istedi. “Çocuğumu koruyun” dedi.
Ama bu ülkede kadınların ve çocukların yardım çığlığı çoğu zaman duvarlara çarpar.
Dilekçeler verildi. Başvurular yapıldı. Adalet talep edildi.
Cevap gelmedi.
Koruma sağlanmadı.
Çözüm üretilmedi.
Bir anne, adalet için nöbet tuttu.
Bir anne, kızının çocukluğunu kurtarmaya çalıştı.
Bir anne, devletin yapması gerekeni tek başına yapmaya çalıştı.
Ve sonra…
Anne ile kızının cansız bedenleri denizden çıkarıldı.
Bu bir aile dramı değildir.
Bu bir kişisel trajedi değildir.
Bu; kadınları korumayan, çocuk istismarını görmezden gelen, tarikat yapıları karşısında sessiz kalan bir sistemin sonucudur.
Aynı isimle anılan bir başka kadın, Fatma Nur Çelik, öğretmenlik yaptığı okulda bir öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Şiddet artık yalnızca evde değil; okulda, sokakta, hayatın her alanında.
Bu ülkede kadın olmak;
ya zorla evlendirilmek,
ya istismarı anlatmaya çalışırken susturulmak,
ya da bir gün bir erkeğin bıçağına kurban gitmek demek olmamalı.
Kadın ölümleri münferit değildir.
Kadın cinayetleri anlık öfke değildir.
Çocuk istismarı istisna değildir.
Bunlar;
cezasızlığın,
laikliğin aşındırılmasının,
dini yapıların denetimsizliğinin,
kadın ve çocuk haklarının yeterince korunmamasının sonucudur.
Laiklik yalnızca bir yönetim biçimi değildir.
Laiklik; çocukların tarikatların insafına bırakılmamasıdır.
Laiklik; bir kadının sabret denilerek şiddete teslim edilmemesidir.
Laiklik; hukukun, inanç kisvesi altında işlenen suçlara karşı eşit ve kararlı durmasıdır.
Her kadın ölümü bir eksilme değil; bir alarmdır.
Her çocuk istismarı, toplumun vicdanına açılmış bir yaradır.
Biz bu yaraya bakmak zorundayız.
İsimleri unutursak, suç ortaklığına yaklaşırız.
Sessiz kalırsak, yeni ölümlerin zeminini hazırlarız.
Fatmanur için.
Hifa için.
Şiddetle hayatı elinden alınan tüm kadınlar için…
Adalet istiyoruz.
Gerçek bir koruma mekanizması istiyoruz.
Tarikat ve benzeri kapalı yapıların denetlenmesini istiyoruz.
Çocukların ve kadınların yaşam hakkının pazarlık konusu yapılmadığı bir ülke istiyoruz.
Çünkü bir kadının çığlığı denizden yükseliyorsa,
orada yalnızca bir ölüm değil,
bir toplumun vicdan sınavı vardır.


Yorumlar kapalı.