featured
Flipboard
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Etrafımız üç tarafı denizlerle çevrili bir cennet… Karadeniz’in hırçın dalgaları, Ege’nin serin meltemi, Akdeniz’in güneşi… Ve ortada Marmara, iç denizimiz… Maviyle yeşilin dans ettiği bu topraklarda ne yazık ki her yaz olduğu gibi bu yazda, hemen hemen her gün bir başka yangınla uyanıyoruz güne.
Yine alevler sardı ormanlarımızı. Her yıl aynı manzara, aynı acı, aynı çaresizlik… Görüntüler ekrana düştüğünde yüreğimizin ortasına düşüyor kor gibi. Ama ne yazık ki her seferinde sorulan soru da aynı “Yangın söndürme uçaklarımız nerede?”
Bu ülkede ormanlar yanarken gökyüzünde sessizlik var. Motor sesi değil, sadece alevlerin uğultusu duyuluyor. Sormak gerekiyor: Üç tarafı denizlerle çevrili, iç denizi olan bir ülke neden hâlâ kendi yangın söndürme uçak filosunu kuramadı? Neden yıllardır kiralama yöntemiyle, geçici çözümlerle yangınla mücadele etmeye çalışıyoruz?
Bir ülke düşünün; savunma sanayii yatırımlarıyla övünüyor, kendi İHA’sını, SİHA’sını yapıyor ama ormanlarını koruyacak uçakları yok. Oysa bir yangın söndürme uçağı, tek bir sortide 6-8 ton su bırakabiliyor. Bir saatlik gecikme binlerce ağacın, binlerce canlının yok olması demek. Bu kadar kıymetli bir müdahale aracı neden hâlâ yetersiz?
Üstelik mesele sadece kendi ülkemizle sınırlı değil. Türkiye, jeopolitik konumu gereği Balkanlar’dan Kafkaslara, Akdeniz havzasından Orta Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada afet yardımına koşabilecek bir kapasiteye sahip olmalı. Bugün Yunanistan, İtalya, Fransa gibi ülkeler birbirlerine uçak gönderirken, biz yardım istemekle yetiniyoruz.
Sorun sadece kaynak meselesi değil. Sorun bir öncelik meselesi. Bir tercih meselesi. Doğa öncelik mi, yoksa sadece ekonomik çıkarlar mı?
Görülüyor ki “yandıktan sonra” hatırlamak bir alışkanlık hâline geldi.
Artık bunu değiştirmemiz gerekiyor.
Çünkü orman sadece ağaç değildir.
Orman, içtiğimiz su, soluduğumuz hava, yaşadığımız iklim, barındırdığımız canlılardır.
Bir orman yandığında sadece ağaç değil, bir yaşam biçimi küle dönmektedir.
Şimdi bir kez daha soralım:
Yanan sadece orman mı, yoksa ortak geleceğimiz mi?

Küle Dönen Geleceğimiz, Ormanlarımız Yok Oluyor Uçaklarımız Nerede?
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.