Türkiye Cumhuriyeti, çok etnili, çok kültürlü ve farklı sosyo-kültürel kimliklerin bir arada yaşadığı bir ülkedir. Bu toplumsal çeşitliliğin ayrılmaz bir parçası olan Roman vatandaşlarımız, tarih boyunca ülkemizin sosyal dokusunu zenginleştirmiş, kültürel yaşamına renk katmış, toplumsal hafızamızda derin izler bırakmışlardır.
Ancak ne yazık ki Roman vatandaşlarımız, günümüzde hâlâ ekonomik, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere erişim gibi temel hak ve ihtiyaçlar bakımından ciddi sorunlar yaşamaktadır. İstihdam olanaklarına erişimde yaşanan engeller, sağlıksız yaşam koşulları, barınma sorunları, erken yaşta evlilikler ve okul terkleri gibi çok boyutlu problemler uzun süredir çözüm beklemektedir.
Bu sorunlara dikkat çekmek, kamu politikalarının geliştirilmesini sağlamak, Roman vatandaşların eşit yurttaşlık temelinde sosyal yaşama tam ve etkin katılımını mümkün kılmak tüm kamu kurumlarının ve sivil toplumun ortak sorumluluğudur.
Ancak ne yazık ki son dönemlerde basın organlarında ya da sosyal medyada, Roman vatandaşlara yönelik nefret dili içeren, aşağılayıcı, dışlayıcı ve insan haklarını zedeleyen ifadelerin yer aldığına tanık olmaktayız.
“Parazitler, çevreyi kirletiyorlar, çocuklarımızın ahlakını bozuyorlar”,
“Devlete millete bir faydaları yok”,
“Hırsızlık, arsızlık, uyuşturucu, çocuk yaşta evlilik var, savunan da onlardandır”,
“Okumuyorlar, çalışmıyorlar, istedikleri hayat bu, sadece çoğalmasınlar yeter”
gibi nefret içerikli söylemler, sadece Roman yurttaşlarımızı değil, toplumun tamamını tehdit eden ayrımcılığın, ırkçılığın ve sosyal kutuplaşmanın göstergesidir.
Bu tür ifadeler; Anayasa’nın 10. maddesi uyarınca herkesin dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin eşit haklara sahip olduğu ilkesine açıkça aykırıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi gereğince, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya bir grubu aşağılamaya yönelik söylemler suç teşkil etmektedir.
Kimsenin bir başka vatandaşın yaşam tarzını, etnik kimliğini ya da kültürel değerlerini aşağılamaya, onları ötekileştirmeye hakkı yoktur. Bu tür söylemler sadece Roman toplumu değil, tüm toplum için tehlikeli bir ayrımcılığın kapısını aralamakta; barış, huzur ve birlikte yaşama kültürünü tehdit etmektedir.
Buradan yetkili kurumlara, medyaya, kanaat önderlerine ve tüm yurttaşlara çağrımız şudur:
Roman yurttaşlarımızın da herkes gibi onurlu, eşit ve güvenli bir yaşam hakkı vardır. Onlara yönelik nefret söylemleri karşısında sessiz kalmamak; birlikte yaşama kültürünü güçlendirmek, toplumun en kırılgan kesimlerini korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Toplumun tüm kesimlerini kapsayan, eşitlikçi ve insan haklarına dayalı bir yaklaşımı hayata geçirmek, yalnızca Roman vatandaşlarımız için değil, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından da zorunluluktur.


Yorumlar kapalı.