Her geçen gün medyada çocukların karıştığı veya mağduru olduğu olaylara tanık oluyoruz. Kimi zaman hırsızlık, kimi zaman şiddet, kimi zaman da organize suçlara uzanan bu vakalar, toplumun vicdanını sızlatmakla kalmıyor, aynı zamanda biz yetişkinlere büyük bir sorumluluğu da hatırlatıyor: Çocukları suçtan korumak.
Ancak bazı çevrelerde bu sorunlara çözüm olarak cezaların ağırlaştırılması ya da çocukların “yetişkin gibi” yargılanması gerektiği savunuluyor. Oysa çocuk adalet sistemi, yetişkin ceza hukukundan farklı bir yaklaşımı zorunlu kılar. Çünkü çocuklar, ne yaptığının tam anlamıyla farkında olmayan, gelişim süreci devam eden, rehberliğe ve korunmaya muhtaç birer bireydir.
Ceza hukukunun temel amacı, cezalandırmak değil; toplumu korumak ve suçu önlemektir. Bu amaca ulaşmak için çocukları daha ağır cezalarla korkutmak değil, onların suça sürüklenmelerine neden olan sosyal, ekonomik ve psikolojik sebepleri ortadan kaldırmak gerekir. Eğitim olanaklarının yetersizliği, aile içi şiddet, yoksulluk, ihmal ve istismar gibi faktörler ortadayken, çocuk bireyleri yalnızca “fail” olarak görmek adil değildir.
Zaten Türk Ceza Kanunu, çocuklar tarafından işlenen suçlara dair gerekli yaptırım mekanizmalarını içermektedir. 12-15 yaş aralığındaki çocuklar için suçu algılama ve yönlendirme yetenekleri dikkate alınarak farklı ceza uygulamaları mevcuttur. Ancak mesele, yalnızca yasal düzenleme değil, o yasaların nasıl ve kim için uygulandığıdır.
Unutmayalım!
Suç işleyen çocuk, çoğunlukla suça itilmiş çocuktur. Onu yargılamak kolay, ama asıl zor ve değerli olan iş ise onu anlamak ve topluma yeniden kazandırmaktır. İşte bu noktada cezayı değil, fırsat eşitliğini artıran, sosyal destek mekanizmalarını güçlendiren önleyici politikalar devreye sokulmalıdır.
Çocuklar için mahalle bazlı sosyal merkezler, spor ve sanat atölyeleri, psikolojik destek hizmetleri, okul terkini azaltacak eğitim politikaları, aile rehberliği gibi adımlar, yalnızca suçu değil, geleceğimizi de güvence altına alır.
Çocuğu suçtan uzak tutmanın yolu, onu adaletle değil, şefkatle karşılamaktan geçer. Suçu önlemek için önce adil ve kapsayıcı bir toplum düzenini inşa etmeliyiz. Çünkü hiçbir çocuk suçlu doğmaz; ama ihmalle, yoksullukla, sevgisizlikle ve mafiya vari çeteleşmeyle suçun eşiğine itilmiş olabilir.
O yüzden cezaları ağırlaştırarak değil, çocukları anlayarak, koruyarak ve güçlendirerek gerçek adaleti inşa edebiliriz.


Yorumlar kapalı.