CHP partisinin il başkanlığı için birden fazla adayın yola çıkması, demokrasiye olan inancın en somut göstergesidir. Fakat bu yarışı kazananın yalnızca bir isim olmadığı, inanılan davanın, ortak iradesi ve halk için duyulan sorumluluk olmalıdır.
Partide, kişisel çıkarların değil, ortak hedeflerin peşinden giden; “ben” demek yerine “biz” diyebilen bir anlayış her zaman kazandırır.
Parti örgütünü bir aile, seçmeni ise bu ailenin vazgeçilmez parçası olarak gören; kimseyi ötekileştirmeyen, herkese eşit mesafede durabilen bir liderliğe ihtiyaç var.
Bu anlayış, sadece koltuk için değil; inandığı değerler, halkın umudu ve partinin geleceği için mücadele eden bir insanın anlayışıdır.
Yol arkadaşlarını dinleyen, farklı sesleri zenginlik sayan, örgütüyle omuz omuza yürüyen bir aday, bu sürecin gerçek kazananıdır.
Partinin birliğini koruyan, kutuplaşmayı değil dayanışmayı büyüten, seçmenin güvenini yeniden inşa eden bir liderin göreve gelmesi parti davasını önceler. Çünkü bilinen şu ki partide dava, ancak “biz” olursak kazanılır.


Yorumlar kapalı.