Onlar ‘sokak hayvanı’ değil; bizler tarafından yalnızlığa, açlığa ve çaresizliğe terkedilen canlardır…
Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Edirne’de de Edirne Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu, EDSHAYKO ve 22 Dosteli Derneği öncülüğünde; sokaklara terk edilen canların korunması için tam 284 gün nöbet tutuldu. Ellerde pankartlar, yüreklerde umut vardı. “Yaşam hakkı dokunulamaz!” denildi. “Sokağa terk edilen canları koruyun!” diye haykırıldı. İmzalar toplandı. Her bir imza bir canın sesi, her bir destekleyici kalbi kırılan bir insanın haykırışı oldu.
TBMM Genel Kurulunda kabul edilen ve içeriğini: sahipsiz hayvanların kedi ve köpek ayrımı olmaksızın toplatılmasını, sahipsiz veya güçten düşmüş köpeklerin sahiplendirilinceye kadar bakımevinde tutulmasını, yerel yönetimlerin, sokakta yaşayan hayvanları ancak bakımevine aldıktan sonra rehabilite edeceklerini, belli şartlar durumunda hayvanların öldürülmesi ve ötanazisi hakkındaki usul ve esasları içeren kanunun, iptal edilmesi için AYM’ye götürülmesi ve AYM tarafından da kanunun “Sokaktaki hayvan nüfusunu kontrol altına almak” olduğu gerekçesi ile iptalinin uygun görülmemesi sonucunun, kalbi kırılan insanların haykırışlarının boğulmasına ve can dostlarımız için bir felaketin habercisi olmasıydı..!
Felaketten kasıt, yasa adı altında yetkililerce hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşı ve küpeleme, sahiplenme kültürünün, eğitim programlarının, yaygınlaştırılmış beslenme ve bakım noktalarının kurulması yerine, “kontrollü azaltma” yani popülasyon yönetiminin uygulanır kılınmasıdır.
Bilinmesi gereken gerçek şu ki, kontrol altına alınması gereken biz insanların sorumsuzluğuydu. Bir kısım belediyeler ve devlet kurumları, bu yasa sayesinde “aldıkları tedbirlerle” hayvanları barınaklara kapatabilecek, hatta ilkel yöntemlerle popülasyonu azaltabilecek, ama bu tecrit ve cezalandırma politikası, hayvanların değil, insan vicdanının kaybolduğunun en somut belgesi olarak akıllarda yer alacaktır.
12 000 imza, 284 günlük eyleme rağmen yasa durdurulamadı. Ama bu mücadeleden vaz geçme demek değildir.
Çünkü Hayvan hakları, temel bir insanî haktan ayrı düşünülemez.
Çünkü yaşam hakkı, tüm canlıların en doğal hakkıdır.
Can dostlarımız için vicdanımızın sesine kulak vermeye devam edeceğiz.
Yasayı uygulamama kararı alacak olan yerel yönetimlerle iş birliği yapacağız.
Başta okullar olmak üzere eğitim ve bilinçlendirme kampanyaları gerçekleştireceğiz.
Saha çalışmalarına başlayacağız.
Can dostlarımız olan kedi ve köpeklerin de birer yürek taşıdıklarını bu yüreklerini sessiz haykırışlarında gizlediklerini ve her bir yüreğin adalet istediğini unutmayalım. Can dostlarımıza karşı adaletli ve vicdanlı olalım, onları sahiplenerek koruyalım..!


Yorumlar kapalı.