Edirne’mizde bir düğün düşünün…
Gelinin duvağı, damadın heyecanı, ailelerin mutluluğu, dostların sevinci… Tam da bu güzel anların ortasında hiç kimsenin beklemediği bir sahne: Maliye görevlileri salonu denetime alıyor.
Önce salon sahibine sorular yöneltiliyor. Ardından pastanın nereden alındığı araştırılıyor. Kameraman, işini yaparken kenara çağrılıyor ve sorguya tutuluyor. Dahası, takı takılan çiftin dahi sorgulanması isteniyor.
Bu manzara neyle açıklanabilir?
Vergi denetimi mi, yoksa insanların en özel anlarına müdahale mi?
Görev elbette yapılmalıdır. Hiç kimse vergi denetiminin gerekliliğini reddedemez. Ancak görev ile şov arasındaki farkın gözetilmesi gerekir. Maliye görevlileri, eğer bir tespit yapacaklarsa bunu raporlarına işler, ilgili kurumlara sunar ve süreç kanunların çizdiği yolda ilerler. Denetim, düğün ortasında sorguya dönüşmez; gelin ve damadın mutluluğu üzerine gölge düşürmez.
Unutulmamalıdır ki kamu görevlisinin varlık nedeni vatandaşa hizmettir, vatandaşı utandırmak değil.
Hiç kimse, en özel gününde böyle bir muameleye maruz kalmayı hak etmez.
Buradan çağrımız şudur: Denetimler elbette yapılsın, ancak yöntemler gözden geçirilsin. Kanunun ciddiyeti ve devletin itibarı, ancak ölçülü ve saygılı davranışlarla korunur.
Çünkü devlet, vatandaşının düğününü basan değil, mutluluğunu koruyan olmalıdır.


Yorumlar kapalı.