featured
Flipboard
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Eşitlik İçin Kadın Platformu(EŞİK), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında yaptığı açıklamasında, kadınlara yönelik şiddetin bireysel değil politik olduğuna dikkat çekerek “Eşitsizlik ve otoriterleşme arttıkça şiddet de artıyor” dedi.

EŞİK gönüllüsü Cemile Özeker, EŞİK’in açıklamasını paylaştı. Açıklamada kadınların yaşam hakkını, ekonomik bağımsızlığını ve medeni haklarını hedef alan politika ve düzenlemelere karşı mücadeleyi sürdüreceklerini ilan etti. 25 Kasım kadın eylemlerine yönelik yasaklara ve polis baskısına rağmen sokaklarda olacaklarını belirten EŞİK, “Haklarımıza yönelik saldırılar karşısında kimseyi geride bırakmayacağız” dedi.

1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Trujillo’nun emriyle öldürülen Mirabel Kardeşler anan ve kadınlara yönelik fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik ve dijital şiddetin ancak eşit yurttaşlık haklarının güvence altına alınmasıyla ortadan kalkabileceği vurgulandığı açıklamada, iktidarın politikalarının kadınları güçlendirmeyi değil, “özel ve kamusal alanlarda kendilerine biçilen rolleri sorgusuz yerine getirmeyi hedeflediğini” söyledi

 

EŞİK yaptığı açıklamada şunları kaydetti

”12. Yargı Paketi: Nafaka Hakkına Saldırı, Aile Arabuluculuğu ve Hızlı Yargılama Tuzakları
Şimdi de gündemde 12. Yargı Paketi var. Paket kapsamında gündeme getirilen nafaka sınırlamaları, kadınların boşanma sonrasında ekonomik şiddet karşısındaki tek güvencelerinden birini hedef almaktadır.
“Aile arabuluculuğu” söylemleri, şiddet içinde yaşayan kadınları faille masaya oturmaya zorlayacak tehlikeli bir adımdır. “Hızlı boşanma” diye sunulan değişiklik önerisi ise erkekler lehine “boş ol” sisteminin getirilmesidir. Hızlı yargılama vaadi çoğu zaman usul güvencelerinin ortadan kaldırılması anlamına gelir. Kadınların adalete erişimi hız değil, güvence ister. Hızlandırılmış yargılama adı altında yapılmaya çalışılan değişiklikler, kadınların boşanma sürecinde ve sonrasında güvenli ve şiddetten uzak bir yaşam sürdürme hakkını, maddi ve manevi varlıklarını ve ekonomik haklarını tehdit etmektedir.
12. Yargı Paketi ile Medeni Kanun ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Neredeyse 100 yıllık kazanımımız olan Medeni Kanun laikliğin, eşit yurttaşlığın ve aile içi ilişkilerde kadın lehine bir asgari güvencenin temelidir.
Dokunamazsınız.
Üzerimize torba torba hukuksuzluk boca ediliyor!
Temel hak ve özgürlükler torba yasalarla düzenlenemez. Bu yöntem demokrasi, hukuki öngörülebilirlik ve toplumsal katılım ilkelerine aykırıdır. Şeffaf olmayan, denetlenmeyen, katılımcılıktan uzak bu yöntemi kabul etmeyeceğiz.
“Aile Yılı” İlanı ve Yeni Ulusal Eylem Planı: Boş Sözler, Yerine Getirilmeyen Taahhütler
Önce 2025 yılı aile yılı ilan edildi, ardından Cumhurbaşkanı tarafından 2026-2035 dönemi “Aile ve Nüfus 10 Yılı” olarak ilan edildi; “Bu 10 yıl içerisinde iş hayatından eğitime, kültürden şehir planlamasına, teknolojiden sosyal politikalara kadar tüm alanlarda aileyi merkeze alan güçlü adımlar atacağız” dendi.
İlan edilen aile yılı/yılları ve yakın zamanda açıklanacak olan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5. Ulusal Eylem Planı kadınlar için hiçbir şey ifade etmiyor.
2007’den bu yana hiçbir eylem planı için izleme ve değerlendirme raporu yayınlanmadı. Bu planlar hazırlanmakta, açıklanmakta ancak uygulanıp uygulanmadığı bilinmemektedir. İktidar kendi planlarında yer alan sayıda sığınak açma taahhüdünü dahi yerine getirmedi. “Şiddet İzleme Komitesi” işlevsel bir mekanizma olmaktan çıktı, toplantılar yalnızca birer haber cümlesi düzeyine indirgendi. Kadına karşı şiddetle mücadele, sloganla değil; izlenebilir, denetlenebilir, bütçesi olan politikalarla yürütülür. Bunlar olmadan açıklanacak her yeni eylem planı, stratejik belge, rapor ve benzeri yalnızca kâğıt üzerinde kalacaktır.
Eşitlik yoksa şiddet var; güvenlik ve barış yok!
Kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü, ekonomik bağımsızlığını, miras hakkını, medeni haklarını hedef alan tüm girişimlere karşı mücadelemiz sürecek. Çünkü biliyoruz: eşitlik yoksa güvenlik yoktur, eşitlik yoksa barış yoktur, eşitlik yoksa şiddet durmaz.
Bu nedenle tekrar ediyoruz: Şiddetsiz evler, sokaklar, okullar ve iş yerleri için hep birlikte mücadeleye!
Bu slogan bir temenni değil; bir politik program çağrısıdır. Merkezi ve yerel düzeyde mor, yeşil, kamucu ekonominin inşasına bir an önce başlanmalı ve açıklamamızın ekinde yer alan talepler derhal karşılanmalıdır. Söz konusu talepler kadınların, çocukların ve tüm toplumun başta yaşam hakkı olmak üzere tüm hakları için acil ve zorunlu olarak atılması gereken adımlardır.
Eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz bir yaşam mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. 25 Kasım kadın eylemlerine yönelik yasaklama açıklamalarına, polis müdahalesi ve gözaltı baskısına boyun eğmeyecek, anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Hak ve özgürlüklerimize saldırılar karşısında, kimseyi geride bırakmadan, dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğiz.
#Vazgeçmiyoruz

“Şiddetsiz evler, sokaklar, okullar, iş yerleri için hep birlikte mücadeleye” sloganı, bir temenni değil; bir politik program çağrısıdır. Merkezi ve yerel düzeyde mor, yeşil, kamucu ekonominin inşasına bir an önce başlanmalı ve aşağıdaki talepler derhal karşılanmalıdır. Bu talepler kadınların, çocukların ve tüm toplumun başta yaşam hakkı olmak üzere tüm hakları için acil ve zorunlu olarak atılması gereken adımlardır:

1. Şiddetsiz evler
Fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik, dijital ve diğer her türlü şiddetle mücadele için acil bir eylem planı oluşturulmalıdır.
İstanbul Sözleşmesi eksiksiz ve etkin şekilde uygulanmalıdır.
6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesi yasasının etkin uygulanması sağlanmalı, bağımsız izleme mekanizmaları kurulmalıdır.
7/24 çalışacak etkin bir Alo Şiddet Hattı, her 100 bin nüfusa en az bir sığınak, her 200 bin nüfusa en az bir cinsel şiddet kriz merkezi açılarak şiddetle ilgili ulusal mücadele ağı bir an önce kurulmalıdır.
Sığınaklar ve şiddet önleme merkezleri nicelik ve nitelik olarak güçlendirilmeli ve şeffaf şekilde izlenmelidir.
Şiddetten uzaklaşan kadınların ve çocukların sığınakta kaldıktan sonra tamamen bağımsız bir yaşama geçebilmesi için sığınak sonrası geçiş evleri açılmalı, sığınak ile bağımsız yaşam arasında köprü oluşturulmalıdır.
Şiddete uğrayan kadınların bağımsız bir yaşam kurmak için ihtiyaç duyduğu barınma, eğitim, sağlık, istihdam olanakları sağlanmalıdır.
Aile hukukunda arabuluculuk ve uzlaştırma, kadın erkek eşitliği sağlanana dek kesin şekilde yasaklanmalıdır.
Şiddet failleri lehine uygulanan infaz düzenlemeleri adı altındaki aflardan ve cezasızlık politikasından vazgeçilmelidir.
6284 ve diğer yasalar kapsamındaki görevlerini ihmal eden veya kötüye kullanan kamu görevlilerine karşı rutin olarak soruşturma ve dava açılmalıdır. (15 Aralık 2013’te İzmir’de eski eşi tarafından öldürülen Serpil Erfındık’ın ailesi “görevlerini ihmal ettikleri” iddiasıyla kamu çalışanlarından da şikayetçi olmuş, görevliler hakkında soruşturma izni verilmemesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi 29 Eylül 2021’de “Anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının, koruma ve etkili soruşturma yükümlülüğü bakımından ihlal edildiğine” hükmetmişti. Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü ile bir başkomisere verilen 7 ay 15’er günlük cezalar bu yılın Eylül ayında istinafta onandı.)

2. Şiddetsiz sokaklar ve toplumsal alanlar
Toplumun güvenlik kaygısı, hak ve özgürlükleri kısıtlayarak değil; sosyal politikalar güçlendirilerek giderilmelidir.
Kadınların ve çocukların güvenli hareket etme hakkı için kamusal alan politikaları güçlendirilmeli; güvenlikçi değil, hak temelli politikalar hayata geçirilmelidir.
Protesto hakkını daraltan düzenleme önerileri geri çekilmelidir.
Kamusal alan tasarımları eşitlik, güvenlik ve erişilebilirlik temelinde yapılmalıdır.
Eşitlikçi ve kamucu belediyecilik uygulamalarına yönelik siyasi baskı son bulmalıdır.
Toplumsal cinsiyet odaklı bütçeleme, merkezi ve yerel tüm kamu kurumlarında ve yerel yönetimlerde zorunlu kılınmalıdır.
Kadınların barış süreçlerine katılımı güvence altına alınmalıdır.
Kent planlaması toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle yapılmalıdır.
Kentlerde barış, eşitlik ve birlikte yaşam mekanizmaları güçlendirilmelidir.

3. Şiddetsiz okullar: Çocuklar için güvenli bir yaşam
Eğitim derhal eşitlikçi, ayrımcılıktan uzak, bilimsel, laik ve parasız hale getirilmelidir.
Okul öncesi eğitim ücretsiz ve erişilebilir olmalıdır.
Özellikle kız çocuklarını örgün eğitimin dışına iten, çocuk yaşta evlendirmelerin ve çocuk işçiliğinin önünü açan 4+4+4 parçalı eğitim sistemine son vermeli, 12 yıl kesintisiz, parasız ve zorunlu eğitime geri dönülmelidir.
Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklara okullarda ücretsiz bir öğün yemek verilmelidir.
Çocukların örgün eğitime aktif şekilde katılması izlenmeli ve sağlanmalıdır.
Eğitim müfredatı eşitlikçi, insan haklarına saygılı, ayrımcılıktan arındırılmış bir içerikte, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten, bilimsel yaklaşımlarla hazırlanmalıdır.
Uyuşturucu ticareti, yağma, kaçakçılık, suç gelirlerini aklama, cinayet ve yaralama gibi suçları işleyen organize suç örgütleriyle etkin şekilde mücadele edilmelidir.
Çocuk işçiliğini ortadan kaldıracak yasa ve politikalar derhal hayata geçirilmelidir.
Çocuklara destek odaklı politikalar güçlendirilmeli; yoksulluk ve örgütlü suçla mücadele çocuk hakları ekseninde yürütülmelidir.
Çocukları kriminalize eden söylemler terk edilmelidir.

4. Şiddetsiz iş yerleri
Kamu ve özel sektör istihdam oranlarında ve yönetim kademelerinde cinsiyet eşitliğini sağlayacak önlemler derhal devreye sokulmalıdır.
Ücret eşitsizliği ortadan kaldırılmalıdır.
Babaların da çocuk bakım yükümlülüğü olduğu hatırlanarak; cinsiyet ayrımcılığı yapılmadan her iş yerine ve her mahalleye ücretsiz kreşler açılması sağlanmalıdır.
İş yerlerinde şiddet, mobbing, cinsel taciz ve ayrımcılığı ortadan kaldırmaya yönelik zorunlu iş yeri politikaları hayata geçirilmeli ve bunların takibi için bağlayıcı mekanizmalar oluşturulmalıdır.
Çalışma yaşamında şiddet ve tacize son vermeyi amaçlayan 190 sayılı ILO Sözleşmesine hemen taraf olunmalıdır.”

”Şiddetle Mücadele İçin Acil Bir Eylem Planı Oluşturulmalı”
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.