Edirne Kadın Dayanışması, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, Edirne Belediyesi Binası önünde bir araya gelen kitle Atatürk anıtına kadar yürüyüş gerçekleştirdi.Kadınlar, “ 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü, yalnızca bir anma günü değil; sesimizi duyurmak, haklarımızı savunmak ve gelecekte bu acıların yaşanmaması için hep birlikte mücadele etme çağrısıdır.“ dedi
Etkinliğe Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran, Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi ve Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda kadın katıldı.
Törende basın açıklamasını Edirne Kadın Dayanışması adına Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği üyesi Serpil Koçmer okudu. Koçmer, “Bugün burada, bir kez daha toplumun kanayan yarası olan kadına yönelik şiddeti ve onun sonuçlarını konuşmak zorundayız. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü, yalnızca bir anma günü değil; sesimizi duyurmak, haklarımızı savunmak ve gelecekte bu acıların yaşanmaması için hep birlikte mücadele etme çağrısıdır. 2024 yılında ne yazık ki 350’den fazla kadın, erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Bu isimler yalnızca birer istatistik değil, her biri bir anne, bir evlat, bir kardeş; hayalleri, umutları olan insanlar. Biz bu isimleri unutmayacağız, unutturmayacağız: Ayşe, Elif, Zeynep, Dilan, Nurcan, Özge, Hatice ve daha niceleri. Aramızdan koparılan bu kadınlar için susmayacağız” dedi.
2024 yılı sadece kadınlar için değil çocuklar için de köyü bir yıl olduğunu ifade eden Koçmer, “Ekim ayı kadınlar için en karanlık aylardan biri oldu: 48 kadın cinayeti işlendi. 23 kadın şüpheli şekilde öldü. Her yıl yüzlerce kadın, yalnızca kadın olduğu için öldürülüyor. İsimler değişiyor, ama acılar hep aynı kalıyor. Bu topraklarda kadın olmak, sürekli mücadele etmeyi gerektiriyor. Her yıl, yüzlerce kadın, hayallerinden, ailelerinden ve yaşam haklarından koparılıyor. 2024 yılı sadece kadınlar için değil, çocuklar için de acı dolu geçti. Kadınlarla birlikte çocuklar da aile içi şiddetin, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bedelini en ağır şekilde ödedi. İsmini bildiğimiz Narin gibi, Şirin gibi, Sıla bebek gibi ya da ismini bilmediğimiz, çaresizlik içinde izlemek zorunda kaldığımız, var olan yasaları uygulayamadığımız için koruyamadığımız nice çocuk. Onlar için buradayız”şeklinde konuştu.
Koçmer açıklamasının devamında şunları kaydetti: “İstanbul sözleşmesinden çıkılması, kadınları şiddetin ve cinayetlerin ortasına terk etmektir. Buradan sesleniyoruz: İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirin. Kadınların yaşam hakkını koruyun. Şiddeti önlemek için etkili ve kararlı politikalar geliştirin. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanması için derhal adım atılmalıdır. Kadınlar korunmalı, failler cezasız bırakılmamalıdır. Koruma kararlarının kağıt üzerinde kalmadığı bir sistem kurulmalı, kadınların güvende olduğu bir yaşam sağlanmalıdır.”Makbule TUNÇ


Yorumlar kapalı.