featured
Flipboard
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan 8 bin TL alabilmek için yeni doğan bebeklerin ölümüne neden ‘yenidoğan çetesine’ tepkiler  Türkiye genelinde eylemlikler halinde sürüyor…

Edirne’deki STK’lar ve siyasi partiler, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bebek başına 8 bin TL alabilmek için yenidoğan bebeklerin katledilmesine neden olan çete olayına tepki olarak basın açıklaması düzenledi.

Saraçlar Caddesi’nde biraraya gelen Edirne Emek Platformu(DİSK, KESK, TMMOB,TTB),Edirne Çocuk Hakları Derneği, Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği, SOL Parti, CHP , DEM Parti, TİP üyeleri  Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan 8 bin TL alabilmek için 12 bebeğin ölümüne neden olan çete olayına tepki gösterdi.

Saraçlar Caddesi’nde düzenlenen basın açıklamasında Edirne Çocuk Hakları Dernek üyeleri, “Yeni doğan çetesini unutma, hesap sor” yazılı siyah bir çelenk taşırken; basın açıklamasını dernek başkanı Nur Yılmaz Ercin okudu.

 

“BİRİLİLERİ BU COĞRAFYAYI YOK ETMEKTEN ZERRE YORULMUYOR!”

Ercin, “Türkiye’de her güne yeni bir ölen çocuk haberiyle başlandığına dikkat çekerek; “Kötülüğün sınırı olmazmış. Pes artık. Bu kadar da olmaz dediğimiz ne varsa dahasıyla yüzümüze çarpmakta. Her güne yeni bir ölen çocuk haberiyle gözümüzü açar olduk. Biz bunları dillendirmekten, kahır saçmaktan bu denli bitap düşmüşken, birileri bu coğrafyanın çocuklarını yok etmekten zerre yorulmuyor. Bu kez, çok taraflı, çok kapsamlı, çok organize ve çok çok acımasız bir başka vahşetle karşı karşıyayız. 112 Acil Servis’ten başlayarak örgütlenip hayati tehlikesi olan yeni doğan bebekleri donanımlı devlet hastaneleri yerine anlaşmalı özel hastanelere sevk etmiş bir çete var karşımızda. Yeni doğan tedavisi için gereken donanımın yeterli olmadığı bu hastanelerde, üstelik bebekler uzman doktorlar yerine hemşireler tarafından takip edilmiş. Hemşirelerin kendisini doktor olarak tanıttığı ve müdahalede bulundukları hastanelerde tıbbi yöntemlerden uzak, bebeklerin mevcut özel sağlık durumlarıyla bağdaşmayan uygulamalar gerçekleştirilmiş” ifadelerini kullandı.

“BEBEKLERİ ÜÇ KURUŞ KARŞILIĞINDA YOK EDEN İNSANLAR KARŞISINDA NUTKUMUZ TUTULDU”

Ercin; “Sapkın, acımasız kişilerin çocuklarımızı istismar ettiğini, öldürdüğünü, küçücük bedenlerinin bulunamayacağı şekilde yok ettiklerini duyuyor, inanamıyor, kahroluyorduk. Şimdi en çaresiz en hassas ve savunmasız olduğumuz, yaşamlarımızı kayıtsız şartsız teslim ettiğimiz, güvendiğimiz, bazen yarı tanrı gibi gördüğümüz sağlık personelinin dahil olduğu bir çete var ortada. Hayata gözlerini yeni açmış, anne kokusunu alamamış bebekleri üç kuruş için yok eden insanlar karşısında nutkumuz tutuldu. Olaya karışan hastanelerin sahiplerinin, doktorlarının ve diğer personelinin durumdan habersiz olduğunu düşünmekte zorlanıyoruz. Çünkü bir suça iştirak etmeden, suçu gören ve kayıtsız kalarak suçu ihbar etmeyenin de hem yasalar önünde hem de vicdanlarda suçu işleyenler kadar suçlu olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak neyse ki sağlık sektöründe iyi yöneticilerin, etik ve vicdan sahibi sağlık çalışanlarının sayısının çok daha fazla olması umudumuzu diri tutuyor” dedi.

Ercin’in ardından sözü Edirne emek Platformu adına Edirne Türk Tabipler Birliği yönetim kurulu üyesi Dr. Utku Okçu aldı.Okçu; “İstanbul’daki 19 tane özel hastanenin adının karıştığı, hastane yöneticilerinin, doktorların ve sağlık çalışanlarının da aralarında olduğu, yenidoğan yoğun bakım servislerinde bebeklerin hayatını kaybetmesine neden olan bir çetenin varlığını, bir savcının tehdit edildiği görüntülerin basına yansıması sonrası öğrendik. Öncelikle belirtmek isteriz ki olay, hekimlik değerleri bir yana, insanlık değerleri ile bağdaşmayacak niteliktedir ve hiçbir gerekçe bu değerlerin ayaklar altına alınmasını haklı çıkarmaz. Mesleğimizin saygınlığına, onuruna, kutsallığına leke sürenlerin, sağlık çalışanlarına ilişkin güven duygusunu zedeleyenlerin, halkın sağlığını riske atanların hak ettikleri cezaları almaları için bugüne kadar olduğu gibi titizlikle çalışmaya devam edeceğimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz.

“SAĞLIKTA TİCARET ÖLÜM DEMEKTİR”

Maddi kazanç için mafyatik ilişkilerle çıkarlarını güvence altına aldıklarını düşünen bu kişiler, çürümüş sağlık sisteminin tüm boşluklarını kullanarak, hem yenidoğan ünitelerindeki bebeklerin ölümle sonuçlanan ciddi zararlar görmesine neden olmuş, hem de kamu kaynaklarını yağmalamışlardır. Şu anki Sağlık Bakanımız olan Kemal Memişoğlu’nun, dönemin İstanbul İl Sağlık Müdürü olduğunu hatırlatıyor ve soruyoruz; bu kirli ilişkiler bebek ölümlerine yol açmadan önce neden tespit edilemedi? Denetimler yapıldı mı, yapıldıysa bu çete neden fark edilmedi, fark edildiyse neden gereği yapılmadı? Başında olduğunuz, yürütme ve denetim görevini elinde tutan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, yıllardır sürdüğü anlaşılan bu tezgâhı neden ortaya çıkaramadı? Sorumluluğu olan tüm bürokratlar adli ve idari soruşturmaya dahil edilecek mi? Yenidoğan çetesi gibi başka çeteler var mı? Bu ve benzeri olayların bir daha yaşanmaması için nasıl önlemler alacaksınız? Sorular uzatılabilir ama biz önemle vurgulamak isteriz ki bu vahim olay birkaç vicdan ve ahlak yoksunu sağlık çalışanının, hastane yöneticisinin suça karışmasından ibaret olmadığı gibi bu kişilerin cezalandırılması ile geçiştirilecek ve telafi edilecek nitelikte de asla değildir. Bunu çok aşan ve sistemle ilgili ciddi bir sorunla, ülkemizde yıllardır uygulanan sağlık politikalarının iflasıyla karşı karşıya olduğumuz açıktır.

“SAĞLIKTA TAŞERON ÖLÜM DEMEKTİR”
20 yıldır haykırıyoruz; sağlıkta ticaret ölüm demektir. Sağlıkta taşeron ölüm demektir. Sağlıkta performans ölüm demektir. Sağlık haktır, satılamaz. Yıllardır, Sağlıkta Dönüşüm Programı halkın yararına değildir ve sağlık sisteminde yıkıcı sonuçları olacaktır diye uyardık ve geldiğimiz noktada tuz koktu. Siz eğer, sağlığı alınıp satılır bir meta haline getirirseniz; sağlığın bir hak olduğunu unutup adına ‘sektör’ derseniz; hak temelli değil kar temelli bir sağlık sistemininiz olursa; hastane yataklarınızın boş olması ile değil de dolu olmasıyla övünür, özel şirketlere yatak sayısı başına ödeme yaparsanız; yapılan denetimlerde kaliteyi değil sayıyı önemseyen ve performans adı altında hasta başı ödeme yapılan bir sağlık sisteminiz olursa; kamunun kaynaklarını günden güne özele aktarırsanız; patronlara geçiş garantili köprü gibi hasta garantili hastane sözü verirseniz, maalesef bu ve benzeri olaylar vicdanları yaralamaya devam eder. Hekimine ve sağlık çalışanına güvenmeyen bir toplum oluşur ve bu güvensizlik ortamı sağlıkta şiddet olarak karşımıza çıkar”şeklinde konuştu..Makbule TUNÇ

 

Edirne’den ‘Yenidoğan Çetesine’ Tepki
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.