Susmayın Dağlar Susmayın!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Avrupa Birliği, Roman vatandaşların sosyo kültürel yapısı, dezavantajlı konumlarından dolayı fonlarla desteklenmeye çalışılmaktadır. Türkiye’nin Roman vatandaşları yoksulluk döngüsü, ayrımcılık, sosyal entegrasyon sorunları yaşamaktadır. AB’nin sosyal içermeye yönelik fon kaynakları soruna çare olamadığı gibi, uygulamalar istenilen seviyeye ulaşamamaktadır. AK Parti’nin Roman Açılımı yapmasının diğer bir etki tarafı AB’dir. Türkiye’nin Roman ve Roman gibi yaşayan (Lom, Dom, Abdal) gruplara yönelik ayrımcılık ve sosyal yaşamlarının iyileştirilmesine yönelik taahhütleri bulunmaktadır. Hükümetin Romanlara yönelik ‘Roman eylem planı’ hazırlanmasının temel kaynağı AB’den kaynaklanmaktadır. Toplumsal anlamda ve daha çok medyada görünür olmasının yanında işgücü piyasalarında halen yetersiz olduğu, sosyal ayrımcılıkta devam etmektedir. Roman eylem planı altında hazırlanan yazılı metinler pratikte yerini alamamıştır. Geniş bir sosyal sorunlara sahip olan Romanların sosyal iyileştirilmesine yönelik çabalar cılız bir şekildedir. Roman açılımının on birinci yılında işlevsiz halde bulunan Roman eylem plânı günden güne bayatlamış durumdadır. Siyasette karşılık bulan Roman sorunları, devletin kurumları arasında tam bir iş birliğinden söz etmek mümkün olamamaktadır. Roman meselesinde sorgulanması gerekenlerin başında, Devlet kurumlarının Roman vatandaşlara yönelik bakış açısı da önemli bir sorundur. Örneğin; 2013 yılında; TBMM Dilekçe Komisyonu’na başvuran bir vatandaş, Bursa’nın Yıldırım İlçesi Meydancık Mahallesi’nde yaşayan Roman vatandaşların olumsuz eylem ve davranışlarını şikâyette bulunmuştu. Şikayet dilekçesinde; “Roman mahallesinin yıkılmasıyla yaşantımız çekilmez hale geldi. Bizim yeni komşularımız olan Romanların her gün kavga gürültüsünden, silahların ateşlenmesinden bıktık, usandık. Uyuşturucu alışverişi göz göre göre köşe başlarında yapılıyor” diye yazmıştı. Bursa Valiliği TBMM’ye gönderilen yazının içinde çarpıcı ifadeler yer alıyordu.
“Bu zamana kadar gerek yapılan çok yönlü çalışmalarda gerekse vatandaşlarca yapılan ihbarların değerlendirilmesi neticesi, gerek Ebu İshak Mahallesi’ne gerekse Selimzade, Meydancık gibi mahallelere taşınan Roman vatandaşların genelinin yasal gelir getirici herhangi bir sanat ve mesleklerinin olmadığı, bu sebeple gerek uyuşturucu ticareti ve gerekse kendilerine kazanç sağlayıcı olarak gördükleri hırsızlık, yankesicilik, kapkaç, gasp gibi suçları işleyerek hayatlarını sürdüklerinin gözlemlendiği” de şeklinde idi.
Çarpıcı ifadeler Romanların sosyal yaşantılarını, sorunlarını ortaya koyuyordu. Kamunun Roman topluluklarının durumlarını bu şekilde ifade etmesi devletin zirvesinde çözümü tam bir sorun yumağıdır. Bursa Valiliği’nin Romanlara yönelik tanımlaması skandal olarak görülse de gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. Siyaseten Roman ve Roman gibi yaşayan topluluklara yönelik ciddi bir sosyal politika üretmesi, istihdam alanları yaratma zorunluluğu vardır. Uyuşturucu baronları, Yoksulluk içinde bulunan Roman mahallelerindeki kişileri uyuşturucu ticaretinde kullandığını ilgili kurumlar çok iyi bilmektedir. Bu yaşananları herkes biliyor ama susuyorlar.

Romanların en büyük sorunu işgücü piyasasında yeterli düzeyde olamadıkları kadar, eğitim seviyeleri çok yetersizdir. İşsizlik ve eğitimsizlik Romanlar için en büyük sorundur. Roman vatandaşların kamuya ulaşamadıkları yönündeki görüşler aşılmış durumdadır. Roman sorunlarının tespitinde genellikle AB Sivil toplum örgütlenmesine önem vermektedir. Türkiye’de hızla artan Roman sivil toplum örgütlenmeleri Roman vatandaşların sorunlarını gündeme getirme, fikir üretme gibi, mücadele etme gibi düşünceleri var mı? Bu yaşananları herkes biliyor ama susuyorlar!

ROMAN MESELESİNDE DEVLET KARARLI BİR POLİTİKADAN YOKSUN
ROMAN DERNEK BAŞKANLARI DA SAMİMİ DEĞİLDİR.

Türkiye’de Roman hak savunucusu oldukları bilinen kişilerin temel amacı, projeler üzerinden varlıklarını sürdürmek, özellikle Roman kimliği üzerinden milletvekili olma amaçlıdır. Güç birliği altında kümelenen Roman derneklerinin geneli çıkara dayalı çalışmalar içinde olduklarını bilmeyen yoktur. Bu durumun kamu da farkında, Roman toplumu da farkındadır. Bu yaşananları herkes biliyor ama susuyorlar!

AB PROJELERİ ROMAN HAK SAVUNUCULARIN ELİNDE HEDEFTEN ÇOK UZAKTADIR.
AB projeleri yürütmek zor olduğu kadar, bilinçli hareket etmeyi gerektirir. Romanlara yönelik yapılan projeler Roman vatandaşların merkezine inmediği kadar, hotel toplantılarında sağırlar, birbirlerine ağırlar anlayışına dönmüştür. Sosyal medya hesaplarında paylaşılan fotoğraflar, görüntüden ibarettir. Farkındalık altında yapılan projeler, kişisel farkındalığa dönüşmektedir. Kişisel farkındalık kendilerini siyasete taşımanın farklı bir yöntemi olarak görülmektedir. Roman Sivil Toplum Örgütlenmelerin sayısı artmakta, sorunları anlatmada bazen abartıya kaçılmakta, farklı söylemlerin doğruluğu tartışmaya açık hale gelmektedir. Örneğin; yoksulluğun olduğu bir Roman mahallesinde Roman kadınlara yönelik bir İstanbul Sözleşmesi’nin anlatılması farkındalık amaçlı olabilir. Ancak pratikte asla karşılık bulamaz. Çünkü; yoksul kesimlerde karşılık bulması imkansızdır. Yoksul kadınların önceliği kocasından şiddet görse de kadının, kocasının akşama eve getireceği ekmek ve yiyecek onun temel beklentisidir. İstanbul Sözleşmesi’nin içeriği onun düşünce önceliği değildir. Roman hak savunusu içinde Roman kadınlara yönelik doğruluk payının tartışma yaratacak söylemleri de bulunmaktadır.
Bu yaşananları herkes biliyor ama susuyorlar!

DOĞRU MUDUR? BAZI KADINLAR, ROMAN OLDUKLARINDAN DOLAYI KAMUSAL ALANDA ŞİDDET GÖRMEKTEDİR.
Bazen “bu olamaz” üretilmiş sözler denilebilecek ifadelerde yer almaktadır. Örneğin; bazı kadınların ‘kamusal alanda Roman olduklarından dolayı şiddet gördükleri’ şeklindeki ifadeler tartışmaya açıktır. İstanbul’da çiçek satarak geçimini sağlayan on Roman kadına ‘kamusal alanda şiddet gördünüz mü?’ sorusu soruldu. Hepsinin yanıtı ‘hayır’ oldu. Bazı sorunları anlatırken, ‘etnik kimlik mağduru’ olarak yansıtmak kafa karışıklığına sebep olmaktadır. Bir anlamda Roman kadınları mağdurlaştırmanın farklı bir yöntemi veya üretilmiş ‘mağdurlaştırma’ olarak da görmek mümkündür. Mağdurlaştırma anlayışı genelde ‘Çadırda yaşadı gecekonduda büyüdü. Binlerce Roman kızının içinde tek üniversite bitirmiş kız’ gibi örnekleri görülmektedir. Romanlar konusundaki yoksulluk anlayışı genelde ajitasyon söylemlerine dönüşebilmektedir. Romanların ekonomik sorunlarının çözüme ulaşamaması, eğitim seviyesi yükselmediği müddetçe ayrımcılık sona ermesi mümkün değildir. Yoksulluk. Kırık bir pencerenin sert rüzgâra dayanması gibi bir sorundur. Türkiye’de güçlü bir Roman sivil toplum gücü oluşamamıştır. Fonları kullananların yaşamı değişiyor, yoksulluğun sesi değişmiyor.
Bu yaşananları herkes biliyor ama susuyorlar! Susmayın dağlar, susmayın!

Turan Şallı

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Susmayın Dağlar Susmayın!

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Reklam
Giriş Yap

Edirne Gerçek Gazetesi - Edirne'nin Gerçek Sesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin