h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) %
h Tam Altın %
h Bitcoin %
h Ethereum %
h Tether %
22 °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Ahlat Ağacı’nın Öyküsü

ad826x90

Trakya Platformu Sözcüsü Göksal Çidem, merada bulunan tek ahlat ağacının öyküsünü anlatarak, “Ahlatı ağlatmayacağız” dedi.
Türkiye’de en çok kamu ihalesi alan beş şirketten biri olan Kolin İnşaat’ın yapımını sürdürdüğü Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı projesinde ihtiyaç olunan 150 dekarlık dolgu malzemesi için Edirne’nin Havsa ilçesine bağlı Necatiye Köyü merasından koronavirüs nedeniyle uygulanan sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu günlerde numuneler alınmıştı. Trakya Platformu Sözcüsü Göksal Çidem, merada bulunan tek ahlat ağacının öyküsünü anlatarak, “Ahlatı ağlatmayacağız” diyerek yaklaşık 300 hektarlık bir merada bulunan Ahlat ağacının dedesi Salih Salık tarafından dikildiğini ifade etti.


Çidem, “Yer Edirne İli Havsa İlçesi Necatiye Köyü. Yaklaşık 300 hektarlık bir merada 1 tek ağaç var. Ahlat ağacı. Bugünlere kadar nasıl yaşadı? Köylülerin elmacı dede olarak tanıdıkları Salih Salık. Benim de Dedem. Ahlat fidanı ağaç olma yolunda bir fidan iken, mandalar, inekler ve koyunlar zarar vermesin diye etrafını çalılar ile kapatıyor. Kırılmadan, ezilmeden herkes tarafından korunarak bugünlere gelmiş” ifadelerini kullandı.


Ahlat ağacının kadim geçmişini ve öyküsünü anlatan Çidem şunları kaydetti: “Neden elmacı dede diye anılıyor? 1911 doğumlu olup 1975 yılında vefat eden dedemin 9 evladı var. E-5 Yolu kenarındaki arsasının büyük bir bölümüne ağırlıklı olarak elma olmak üzere meyve ekiyor. Bahçede içme suyu kuyusundan elmalar kovalar ile çekilen su ile sulanıyor. Aslında bu kadar çok alana meyve ekmesinin bir nedeni de çocukları yazın taze meyve, kışında kurutulmuş meyve kurusu yemeleri için ekiyor. Elmalar yetişince köy kahvesi ile evin arası yaklaşık 1 km. Her gün kahveye giderken kuşağına elmaları koyuyor, sadece kendi çocuklarına değil, köyün çocuklarına da elma vererek kahveye gidiyor. Zamanın köyde yaşayan çocukları kahveye geliş saatini bilir yolunu gözlerler. Bir gün kuşaktaki elmalar biter, kahveye ulaşmaya az bir mesafe kalınca sokağa çıkan çocuk elma bekler ama kalmamıştır. O çocuk üzülmesin diye “bekle” der eve döner. Elma alarak geri döner ve o çocuğun da elmasını verir. Gelelim ahlat ağacına. Kapıkule Demiryolu Hattı hızlı tren projesi için dolgu malzemesine ihtiyaç duyulunca, şirket yetkilileri köylülerin hayvanlarını otlattıkları ve geçim kaynağı olarak gördükleri meradan numuneler aldı. Hem de Mayıs ayında Pandemiden dolayı sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde gelip alıyorlar. Bu olay 2 hafta sokağa çıkma yasağı günlerinde tekrarlandı. Sokağa çıkma yasağından muaf olan hayvanlarını otlatan köylülerimizin çektiği fotoğraflarla ilgili yerlere şikâyette bulunduk. Numune aldıkları alan ahlat ağacı ve çevresi, ahlat ağacı elbette ki önemli. Konu sadece ahlat ağacı değil. Meradaki Hayvan İçme Suyu Göleti de yok olacak. Mera yok edilirse ahlat ağacı yok edilecek. Geçmişin mirası, ata yadigârı yok olacak. Mera yok olursa, hayvan içme suyu göleti yok olacak. Bunlar yok olursa ücretsiz kaba yem ihtiyacının ve sulamanın gerçekleştiği alan yok olunca hayvancılık bitecek.Kısacası Mustafa Kemal Atatürk’ün adını verdiği köy yok olacak. Köy nereye gidecek? Atalarımız dedelerimiz, 1877–1878 Osmanlı Rus savaşında Şıpka balkanından güçlükler içerisinde sonbahar aylarında köye gelecek, Çit ambarlarda kesilen karaçalıları duvar yaparak çamurla sıvayacaklar, çatısı saptan samandan yapılıp ilk kışı burada yaşıyorlar. Birileri de gidin buradan diyecek. Hadi canım sen de. Gidecek yer yok. O halde yaşadığımız alanı geçmişimizi her şart ve koşulda bedeli ne olursa olsun savunacağız. Gidecek biri var ise biz değil. Meramızı ahlat ağacımızı göletimizi ve köyümüzü vermiyoruz. Terk etmiyoruz”
Meraların ekosistem alanları olduğunu ve konuyla ilgili bilgi edindiklerini vurgulayan Çidem, “İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı hocamızdan mera toprağı ve bitkileri konusunda bilgi de aldık. Mera binlerce yılda oluşan bir ekosistem. Bu merayı Avarlar, Hunlar, Traklar, Karakaçanlar kullanmış, bugüne gelmiş, Ben bunu kaldıracağım diyorsan, yanılıyorsun. Herkes yoluna. İster karayoluna, ister tren yoluna. Biz burada yaşadık, burada öleceğiz” dedi. Kaynak: Edirne Gerçek Gazetesi

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

CHP’den 3600 Ek Gösterge Eylemi