h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) %
h Tam Altın %
h Bitcoin %
h Ethereum %
h Tether %
22 °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

BİN NASİHAT BİR MUSİBETTEN İYİ MİDİR?

ad826x90

Merhaba sevgili okuyucu; Bugün yaşadığımız kenti, bu şehirde yaşayan genç arkadaşlarımızın gözlemleriyle sizlere anlatmaya çalışacağım. Binlerce yıllık tarihi; camileri, turizmi, tarım sahaları, Avrupa’ya , Balkanlar’a açılan kapıları ile zamanında Osmanlı’ya da başkentlik yapmış şehir; Edirne… Böyle söyleyince kulağa çok hoş geliyor değil mi? Aslında işin perde arkasında olanlar buraya üniversite okumaya gelen gençler veya yerlisi olan gençler için biraz daha farklı.
Sırasıyla ele almak gerekirse öncelikle tarihi dokusunun bozulmaya yüz tutması, başarısız restorasyonlar ve binlerce yıllık geçmişin buraya gelen misafirlere yanlış aktarımına bakalım. Doğru aktarıyor olsak Kaleiçi Surları, çöp surları olmaktan kurtulurdu değil mi? Tıpkı tarihin aktarılmasında yaşanan eksiklik gibi turizm de bu kentte eksik kalan önemli noktalardan biri. Günü birlik ziyaretler ve Avrupa’dan gelip Anadolu’ya veya İstanbul’a gidecek olan turistlerin Edirne’yi sadece benzin istasyonu olarak görmelerini saymazsak turizmde de pek gelişmiş diyemeyiz. İlçelerdeki sahiller ve köylerde henüz yeni keşfedilmiş doğal alanlar da, İstanbul’da yer bulamayanların zorunlu uğrak noktası olmuş gibi görünüyor. Sadece Edirne’de değil ülkemizde geriye doğru giden tarımsal üretim, Trakya’lının da aklını karıştırmış olmalı ki Edirne merkezde yaşayan çoğu yerli, köyden göç edip şehrin merkezine gelmiş. Bu da beraberinde çarpık kentleşme ve daha az tarım ürünü üreten bir Edirne’yi getiriyor. Emekliliği geldiğinde tarlalarını satıp şehre gelen amcalarımız ve teyzelerimiz nüfusun büyük kısmını oluşturuyor. Tabi ki buraya eğitim için gelen gençler bunlardan şikayetçi değil! Gençlerimizin asıl problemi ve şikayetçi olduğu konu; Edirne’de iş istihdamının çok düşük olması. Emekli, memur ve öğrenciden oluşan bir şehirde üretime dayalı iş gücü az olacağı için iş sahalarıda dolaylı olarak az sayılabilecek durumda. Bu da beraberinde köyden Edirne Merkeze, Edirne Merkezden iş alanlarının daha fazla olduğu civar kentlere; Çorlu, Kapaklı ya da İstanbul’a göçü tetikliyor. İşsiz gençler kadar öğrencilerimizin de sorunları bir hayli fazla. Ulaşımda pahalılık, devlet yurtlarının şehir merkezine uzaklığı, özel yurt ya da dairelerin kiralarının yüksek olması sorunlardan sadece birkaçı. Türkiyenin ekonomik şartlarında aylık 130-150 TL gibi rakamları sadece ulaşıma harcayan gençlerimiz durumdan oldukça şikayetçi. Diğer bir sorun ise Edirne’nin kronikleşmiş bir hastalığı haline gelmiş sanat ve spor problemi. Toplu taşımayı tercih etmek istemeyen gençler ekonomik veya başka sebeplerden bisiklet ile ulaşımı sağlamak istiyorlar. Bisiklet yollarının yok denilecek kadar az olması, yolların köstebek yuvası gibi çukurlarla dolu olması vb. sorunlarda bunu gerçekleştirmek için büyük bir engel. Spor salonlarının yetersizliği, mahallelerdeki spor ekipmanlarının çağ dışı olması koşu yada yürüyüş yollarının araçsız gitmenin mümkün olmadığı noktalarda olması da yine bu alandaki diğer problemler arasında. Heykel, resim, müzik gibi sanat bölümü öğrencilerinin kendilerini geliştirebileceği alanlarda Edirne’de sınırlı.
Zaten bu kentte sanat, sermayenin en sevdiği oyuncağı değil mi? Bugün bu yazıda dışarıdan şehrimize gelmiş öğrencilerin ya da uzun yıllardır kentte yaşayan gençlerin gözünden Edirne’yi anlatmak istedim. Binlerce yıllık tarihi olan bu şehir bizim gözümüzden böyle görünüyor. Ama yine de hala umudumuz var. Etnik kimlikleri ya da dayının kim olduğuna bakmadan ilgi duyduğu alanda uzmanlaşabileceği, iş bulabileceği bir Edirne’ye biz inanıyoruz! Ekonomik durumu ne olursa olsun sporun herkes için olduğuna biz inanıyoruz! Esnafın siftahsız kepenk kapattıkları günlerin geçeceğine biz inanıyoruz! Zarar ettikleri için toprağını satmak zorunda kalan köylünün yeniden toprağı işlemeye başlayacağına biz inanıyoruz! Ve biz yine inanıyoruz ki gençler harekete geçerse tarihi yaşayarak anlatabiliriz. İnanın, umutla kalın, hoşçakalın!
-Edirne Gençlik Hareketi-

A.Kurtuluş Görgülü

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Sportmenlik Açmazı

HIZLI YORUM YAP