h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) %
h Tam Altın %
h Bitcoin %
h Ethereum %
h Tether %
22 °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Bilgisayarsız Olup Siber Linçe Yol Açan Öğrenciye Yanıt: Bu Bir Siber Zorbalık Suçudur

ad826x90

Merhaba Sevgili Okurlar,
Bugünkü yazımda geçen günlerde sosyal medyada siber linç ile sonuçlanan bir olaydan bahsedeceğim. Fakat konuya girmeden önce olayın gerçekleştiği uzaktan öğretim yöntemi ve platformu hakkında bilgiler vermek isterim. Bilindiği gibi Pandemi yüzünden üniversiteler uzaktan öğretim yöntemi ile öğretime devam etmektedirler. Özellikle dijital çağda, hızlı teknoloji evriminde uzaktan öğretim yöntemine çoktan geçilmesi gerekiyordu. Bu açıdan bence bu dönemin avantajlarından biri uzaktan öğretimin öneminin ortaya çıkmış olmasıdır. Uzaktan öğretim sürecinin ilk başladığı dönemlerde haliyle bazı sıkıntılar olmuş olsa da yeni öğretim yılında diğer üniversitelerde olduğu gibi Trakya Üniversitesi’nde de internet, teknoloji alt yapısının geliştirilmesi ve uzaktan öğretim için kullanılan platformun Microsoft Teams programı ile değiştirilmesi sayesinde sıkıntılar aşılmıştır. Bu programda oluşturulan sanal sınıflarda derslerinizi çevrimiçi verebiliyoruz ve eşzamanlı bir şekilde öğrencilerle etkin bir şekilde iletişime geçebiliyoruz. Ayrıca Microsoft Teams ile ödev takibi, çevrimiçi sınav ve proje yönetimide mümkün. Malum pandeminin ilk aylarında sadece Türkiye değil, tüm dünya şoktaydı. Fakat artık insanoğlu her alanda görüldüğü üzere süreçteki tecrübesi ve teknolojik alt yapı çalışmaları ile yenidünya düzenine adapte olmuştur. Pandemi geçtikten sonra da üniversitelerde uzaktan öğretimin devam etmesi gerektiğini buradan söylemek isterim. Bazı uygulamalı bölümlerde de yüz yüze ve uzaktan öğretimin birlikte kullanıldığı hibrid bir yaklaşımın uygulanması gerekmektedir.
Gelelim konumuza, yazımın başında dediğim gibi geçen günlerde medyada gündem olan bir olaydan bahsetmek istiyorum. Çoğu insan bu haberi sosyal medya üzerinden okumuştur. Sosyal medyada Trakya Üniversite’nde uzaktan öğretim yöntemiyle yapılan bir ders esnasında bir öğrenci ile öğretim görevlisinin diyaloğu ortaya çıkmıştır. Öncelikle şunu söylemek isterim ki; bu öğrencileri ve öğretim görevlisini tanımıyorum. Fakat bu olaya objektif baktığımda öğretim görevlisine karşı bir siber zorbalık suçu işlenmiştir. Kimse internet üzerinden bir kişinin videosunu ya da resmini başka platformlarda izinsiz paylaşamaz. Paylaştığında bu özel hayat ifşasına giren bir siber zorbalık suçudur. Sonuçta bir üniversite hocasının dersi onun özel hayatı gibidir. Bu açıdan bu diyaloğu farklı mecralarda veya siber linç yapılmaya müsait olan sosyal medyada paylaşan her kimse ceza almalıdır. Çünkü bu olayda öğretim görevlisi hem özel hayat ifşasına uğramış hem de bunun akabinde sosyal medyada siber linç edilmiştir. Bu konuyu Türk adaletine teslim etmek gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca bu diyalog, konuşmalar ve yorumlar hakkında kendi rasyonelliğimde bazı analizler yapmak istiyorum. Bunları anlaşılması kolay olması açısından aşağıda maddeler halinde açıkladım.
Sevgili okurlar, uzaktan öğretim yöntemi ile yapılacak sınavlarda bazı hükümler bulunmaktadır. Trakya Üniversitesi, balkanların büyük ve tecrübeli bir üniversitesidir. Derslerin yürütülmesi ve sınavlarla alakalı amiyane tabirle despot bir şekilde karar almamaktadır. Öğrencilerin mağduriyet yaşamaması devamlı gözetilmektedir. Üniversite yönetimi olarak beyin fırtınaları yapılarak kararlar alınmaktadır. Sonuç itibariyle bu olayda öğrencilerin bir sınava itirazı var ise bu işin muhatabı dersin hocası değil direkt olarak üniversitedir. Fakat yine şöyle bir durum var. YÖK geçen hafta tüm öğretim elamanlarına çevrimiçi sınavlarda kopya çekilmemesi için gerekli tedbirlerin alınması açısından yüksek öncelikli bir yazı gönderdi. Bu durumda sınavların yürütülmesi ile ilgili itirazı olan öğrencilerin bu itirazlarını YÖK’e yapmaları gerekmektedir. Anlayacağınız bu böyle uzayıp gidecek bir süreç ve ucu devlete dokunmaktadır. Bu açıdan “fishing” yani oltalama yapan öğrencilerin sınav şartları hakkında danışma merkezi ne akademisyen ne de üniversitedir. Zaten medyada öğretim görevlisi üzerinde siber linç devam ederken Trakya üniversitesi öğretim elemanının yanında olduğunu belirten bir metin yayınlamıştır. Bence çok da yerinde bir davranış olmuştur. Ayrıca buradan bir dakikalık bir kayıt ile öğretim görevlisine siber linç yapanlara şöyle bir tavsiyem var. Bu cereyan eden olaydaki gibi bilgisayarı olmayan ve okuma canlısı gençlere bir yardım kampanyasıyla lütfen bilgisayarlar alınız.
Sevgili okurlar, Türkiye Cumhuriyeti büyük bir ulus devletidir. Devletimiz bu süreçte hâlihazırda internet ve alt yapı imkânı olmayan öğrenciler için olanaklar sağlamaktadır. Bu süreçte bir öğrencinin eğitiminin bile olumsuz etkilenmemesi için MEB ve diğer devlet kurumları her türlü imkânı farklı lokasyonlar ya da platformlarda sağlamaktadır. Bu doğrultuda bir bilgisayara sahip olsun ya da olmasın öğrencilerin sınava girmek için gerekli asgari şartlara ulaşamaması gibi bir durum bana çok mantıksız gelmektedir. Akıllı telefonların, bilgisayarlardan daha pahalı olduğu bu dönemde Z kuşağının erişim itirazları daha da mantıksız gelmektedir. Ayrıca burada tarihe de bir not atmak isterim. Annem emekli öğretmendi ve hep şöyle derdi: “ Oğlum, okuyacak adam sokak ışığında bile çalışır, yine okur.”
Sevgili okurlar, Türkiye’de bilindiği gibi her ilimize üniversite açıldı. Bu üniversitelerin ne amaçla açıldığını bu yazımda yorumlamak istemiyorum fakat eskiden lise mezunu diye bir kavram vardı. Herkes üniversiteye giremez ya da girenlerin hepsi de üniversiteyi bitiremezdi. O dönemler üniversiteyi kazanmak hem yoğun çalışma hem de zekâ gerektiren ayrıcalıklı bir işti. Şimdi baktığımızda resmen lise mezunu kavramının üniversite mezunu kavramına evrilmiş olduğunu görüyoruz. Herkes üniversiteli oldu. Neredeyse 3-5 net ile bazı bölümlere girebiliyorsunuz. Fakat herkes üniversite okuma hakkına sahip buna itirazım yok ama bu kadar üniversite mezununa bu ülkenin ihtiyacı yok. Ülkenin nitelikli lise mezunlarına ara elemanlara ihtiyacı var. Şu an üniversiteden her mezun olan öğrenci eski dönemlerdeki gibi parlak beyinlere sahip değil. Bu açıdan bu olayda öğretim görevlisi tarafından kurulan “herkes okulu bitirmek zorunda değil” cümlesine şunu eklemek istiyorum: “Herkes üniversite okumak zorunda değil.” Dediğim gibi bu memleketin ara elamana daha çok ihtiyacı var. Ayrıca bu konuyu bir başka açıdan ele alırsak; Z kuşağının bu teknoloji çağında kazanması gereken en önemli özelliklerden biri yine alanyazından söylüyorum ki; problem çözme becerisidir. Fakat Z kuşağında biz bu problem becerisini nedense göremiyoruz. Devamlı itiraz ve şikâyet görüyoruz. Buna karşın kendimden bir örnek vermek istiyorum. 1995 yılında bilgisayar mühendisliğinde öğrenim görürken ilk iki sene bilgisayarım olmadı. Okulda tüm sınavlar uygulama olarak yapılıyordu. Ama bir gün hocaya gidip, benim bilgisayarım yok uygulamaları yapamam demedim. Problem çözme becerim ile bilgisayarı olan arkadaşıma bazı konularda destek olarak onun bilgisayarında uygulamalı sınavı olan programlama derslerine çalıştım. Hatta sonrasında bu düzene katılanlar oldu ve neredeyse beş kişi bir dönem boyunca bir bilgisayarın başında beraber çalıştık. Şuan üniversitelerde öğrenim Z kuşağı ise özdenetimi zayıf olmasına rağmen öz güveni yüksek, çabuk sıkılan ama yeri geldiğinde direnişe hazır bireylerden oluşmaktadır. Fakat benim öğrenim gördüğüm yıllara nazaran teknoloji bu kadar gelişmişken Z kuşağı nasıl problem çözme becerisine sahip olamaz? Bunu da anlamış değilim. Aklıma deli sorular geliyor. O zaman kitaplarda yazan, akademik çalışmalarla ortaya koyulan eğitimde teknoloji entegrasyonu ve teknoloji kullanımın olumlu etkileri yalan olmalı ya da Z kuşağını gözümüzde çok büyütüyoruz.
Velhasılıkelam, sevgili okurlar bu olayların üniversitelerde bir daha tekrarlanmamasını diliyorum. Ayrıca başarılı öğrencileri de tenzih ediyorum. Bu vahim olaydan sonra öğretim elemanı arkadaşlarıma, meslektaşlarıma da naçizane bazı tavsiyelerde bulunmak isterim. Ortam ne olursa olsun öğrenci ile konuşurken üsluba dikkat etmeliyiz. Uzaktan öğretim dönemi teknoloji kullanımı nedeniyle suiistimallere açıktır. Bu açıdan kayıt altında olan bir derste öğrenci tarafından yapılabilecek kötü niyetli bir oltalamaya gelmemeli, olası böyle bir durumda da öğrenciyle polemiğe girilmemelidir. Son olarak, Edirne gerçek gazetesindeki bu yazı köşemden siber linçe uğrayan öğretim görevlisi arkadaşımı üniversitem gibi desteklediğimi ifade etmek istiyorum.
Saygı ve sevgilerimle.

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Covid-19 Karantina Günlükleri